⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 449
🕐 Son Güncelleme: 15.09.2026 17:56
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakleri Ağaç AŞ ve Kültür AŞ’de yürütülen ihalelerde rüşvet alındığına dair mahkemede çarpıcı itiraflar ortaya çıktı.
- Müteahhitler, alacaklarını tahsil edebilmek için makamlarda elden döviz cinsinden rüşvet ödediklerini ve ihalelerin önceden belirlendiğini açıkladı.
- Sayıştay denetimlerinden kaçmak amacıyla hülle şirketlerin kurulduğu ve muhasebe ağı üzerinden sistematik komisyonlar toplandığı iddia edildi.
İstanbul’da yerel yönetim bünyesindeki iştiraklerde rüşvet ve adrese teslim ihale iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma ve yargı süreçlerinde sular durulmuyor. Son duruşmada müteahhitler tarafından yapılan şok edici itiraflar, kamu kaynaklarının nasıl sistematik bir şekilde hedef alındığını gözler önüne serdi. Gündemi sarsan bu gelişmeler, tıpkı Hatice Temel Davasında Karar: Ağırlaştırılmış Müebbet! haberinde olduğu gibi adalet mekanizmasının hızla işlediği davalar arasında yerini aldı.
Ağaç AŞ’de Alacak Karşılığı Dövizli Rüşvet İddiası
Mahkemede ifade veren Güney Çiçekçilik’in sahibi Ensar Güney, Ağaç AŞ’ye 20 yıldır hizmet verdiğini ancak biriken ödemelerini ve çeklerini alabilmek için baskı gördüğünü belirtti. Güney, Ağaç AŞ Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın fidanlığına gelerek Genel Müdür Ali Sukas adına %10 komisyon talep ettiğini ifade etti. Tanık müteahhit, “Ümit Bey ‘Sizden yüzde 10 para talep edecekler. Bu alacağa karşılık yukarısı istemiş’ dedi” şeklinde konuştu.
Bu görüşmenin ardından doğrudan Genel Müdür Ali Sukas ile görüştüğünü belirten Güney, yaklaşık 100 milyon liralık alacağını tahsil edebilmek için Sukas’ın makamına iki kez gittiğini söyledi. İlk gidişinde 35 bin euro, ikinci gidişinde ise 15 bin doları makamda elden teslim ettiğini ve bu ödemelerin ardından çeklerini alabildiğini açıkladı.
Kültür AŞ’de ‘Sisteme Katkı’ Adı Altında Komisyon
Yargılama sürecinde sadece Ağaç AŞ değil, Kültür AŞ ihalelerine dair de benzer skandallar deşifre edildi. Kültür AŞ’den ihale alan Mete Mağden, resmiyette İBB’de görevi bulunmayan Emrah Bağdatlı’ya düzenli olarak %10 komisyon aktardığını itiraf etti. Hak edişlerin ardından parayı nakit çekerek muhasebe aracılığıyla kuryelere teslim ettiğini belirten Mağden, Bağdatlı’nın kendisine bu paranın şahsi cebine girmediğini, “İBB’de çalışan herkesin sisteme katkı sağladığını” söylediğini aktardı.
“Kazanan Firma Önceden Belliydi”
Duruşma savcısının sorularını yanıtlayan Mağden, ihalelerin tamamen formaliteden ibaret olduğunu vurguladı. Şirketine ait antetli kağıtların ve kaşelerin İBB İletişim Başkanlığı çalışanlarına teslim edildiğini belirten iş insanı, yan teklif vermeyi kabul etmediği takdirde içeride kalan 5 milyon liralık alacağının ödenmeyeceği yönünde tehdit edildiklerini kaydetti. Bu tarz idari ve hukuki gelişmeler, ülkede ve dünyada yankı uyandıran olaylarla birlikte yakından takip ediliyor. Tıpkı küresel arenadaki Belçika’dan Eurovision 2027 İçin İsrail Krizi Kararı! başlığında olduğu gibi kamuoyunun vicdanını yaralayan bu tür krizler uzun süre gündemi meşgul ediyor.
Sayıştay Denetimlerinden Kaçmak İçin Hülle Şirket Formülü
İhalelerdeki usulsüzlükleri gizlemek amacıyla “Pangram” adında ikinci bir hülle şirket kurulduğu da iddialar arasında yer aldı. Sayıştay denetimlerine takılmamak adına fatura trafiğinin bu şirketler üzerinden yönlendirildiği, sistemin tamamen organize bir yapı içinde işlediği mahkeme tutanaklarına geçti.



