⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 339
🕐 Son Güncelleme: 15.09.2026 11:28
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde bulunan Maydos Kilisetepe Höyüğü’nde yürütülen kazı çalışmalarında 4200 yıllık devasa bir savunma duvarı keşfedildi.
- 17 yıldır devam eden kazılarda 7 metre derinliğe ulaşan ekipler, bölgenin MÖ ikinci bin yıldaki siyasi ve kültürel yapısına ışık tutan bulgular elde etti.
- Prof. Dr. Göksel Sazcı liderliğindeki ekip, bu keşifle birlikte bölgenin Trakya ve Doğu Avrupa ile olan ticari ve kültürel ilişkilerini yeniden yorumluyor.
Tarihi Gelibolu Yarımadası, sadece yakın dönem savaş tarihine değil, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerine de ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında desteklenen Maydos Kilisetepe Höyüğü kazılarında, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran bir keşfe imza atıldı. 17 yıldır titizlikle sürdürülen çalışmalar sonucunda, toprağın 7 metre altında 4200 yıllık bir savunma duvarı gün yüzüne çıkarıldı.
Arkeolojide Büyük Heyecan: 4200 Yıllık Sır Çözülüyor
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksel Sazcı başkanlığındaki uzman ekip, kazı alanında adeta bir zaman yolculuğuna çıktı. Eceabat ilçe merkezine yakın konumuyla dikkat çeken höyükte, Tunç Çağı’na ait olduğu belirlenen devasa savunma yapısı, bölgenin o dönemdeki stratejik önemini bir kez daha kanıtladı. Tıpkı günümüzün dijital dünyasındaki şifreli USB bellek seçerken dikkat edilmesi gereken 5 kritik kriter gibi, arkeolojik kazılarda da her bir katman, geçmişin şifrelerini çözmek için kritik veriler sunuyor.
Bölgesel İlişkiler Yeniden Yazılıyor
Prof. Dr. Göksel Sazcı, kazıların sadece bir savunma yapısını değil, aynı zamanda MÖ ikinci bin yılda bölgenin Trakya ve Doğu Avrupa ile olan ticari ilişkilerini de ortaya koyduğunu belirtti. Sazcı, “Kazı alanında elde ettiğimiz veriler, bölgenin Bulgaristan ve Romanya hattıyla olan güçlü bağlarını kanıtlıyor. Bu, daha önce bilinmeyen kültür unsurlarını anlamamızı sağlıyor,” ifadelerini kullandı. Bu keşifler, bölgenin tarihsel önemini artırırken, tıpkı Türk Telekom COP31 İklim Zirvesi’nin teknoloji gücü olacak vizyonu gibi, geçmişin teknolojisi ve savunma stratejilerinin bugün nasıl bir miras bıraktığını gözler önüne seriyor.
Kazı çalışmaları kapsamında yerel halkın bilinçlendirilmesine de büyük önem veriliyor. Prof. Dr. Sazcı, 2010 yılından bu yana süren çalışmalarda herhangi bir tahribatın yaşanmamasının, halkın kültürel mirasa sahip çıkması sayesinde olduğunu vurguladı. Eylül sonuna kadar devam edecek olan kazı döneminde, İlk Tunç Çağı’ndan Orta Tunç Çağı’na geçiş evresine dair yeni bulguların da gün yüzüne çıkarılması bekleniyor.



