⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 418
🕐 Son Güncelleme: 15.09.2026 08:16
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin 3 Kasım seçimleri öncesinde posta yoluyla oy kullanma kurallarını kısıtlama talebini reddetti.
- Mahkeme, hükümetin daha önce yerel mahkemeler tarafından durdurulan düzenlemeyi uygulama itirazını “başarısızlığa mahkum” olarak nitelendirdi.
- Bu kararla birlikte, milyonlarca seçmenin oy pusulalarına yönelik kısıtlamalar şimdilik yürürlüğe giremeyecek ve seçim süreci mevcut kurallarla devam edecek.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım ara seçimlerine sayılı günler kala, siyasi arenada tansiyon yükseliyor. ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin posta yoluyla kullanılan oy pusulalarına yönelik getirmek istediği katı kuralları içeren düzenleme talebini reddederek, seçim sürecinde önemli bir hukuki virajı döndü. Bu gelişme, özellikle yapay zeka ve algoritma devleti tartışmalarının gölgesinde, dijitalleşen dünyanın seçim güvenliği üzerindeki etkilerini bir kez daha gündeme taşıdı.
Hukuki Süreçte Son Perde: Mahkemeden “Ret” Kararı
Tartışmalı düzenleme, mart ayında Trump’ın imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle gündeme gelmişti. Yeni kurallar, posta yoluyla oy kullanacak seçmenlerin listelerinin Posta Servisi’ne (USPS) iletilmesini ve pusulaların üzerinde benzersiz barkodlar içeren özel zarfların kullanılmasını zorunlu kılıyordu. Ancak Boston Bölge Yargıcı Indira Talwani, bu düzenlemenin uygulanmasını geçici olarak durdurmuştu. Adalet Bakanlığı’nın bu kararı bozmak için yaptığı acil başvuru ise Yüksek Mahkeme tarafından geri çevrildi.
Yüksek Mahkeme, yayımladığı tek paragraflık kararda, hükümetin Bölge Mahkemesi’nin tedbir kararına yönelik itirazında başarıya ulaşmasının “olası görünmediğini” belirtti. Bu durum, seçim güvenliği ile seçmen hakları arasındaki dengede yargının mevcut sistemi korumaya yönelik tavrını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Seçim Güvenliği mi, Seçmen Hakkı mı?
Trump yönetimi, yeni kuralların posta sisteminin seçim hilesi amacıyla kullanılmasını önlemek için “hayati bir federal politika” olduğunu savunuyor. Adalet Bakanlığı, 6 Eylül’de yaptığı başvuruda bu düzenlemeyi savunsa da, ABD genelinde posta yoluyla kullanılan oylarla bağlantılı yaygın bir seçim hilesi yapıldığına dair somut bir kanıt bulunmuyor. Öte yandan, İstanbul’da kiralık sosyal konut başvuruları gibi toplumsal katılımı doğrudan etkileyen süreçlerde olduğu gibi, ABD seçimlerinde de katılımın yüksek tutulması temel bir öncelik olarak görülüyor.
Milyonlarca Seçmen İçin Kritik Dönemeç
Düzenlemeye karşı çıkan eyaletler ve oy hakkı savunucuları, seçimlere bu kadar kısa süre kala sistemin değiştirilmesinin büyük bir karmaşaya yol açacağını savunuyordu. 1. ABD Temyiz Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını destekleyerek, yeni düzenlemenin seçim sahtekarlığıyla mücadelede “çok az kazanım sağlarken” milyonlarca seçmenin oy hakkını kullanamamasına neden olabileceğine dikkat çekti. Özellikle Demokrat seçmenlerin posta yoluyla oy kullanmaya olan yoğun ilgisi, bu hukuki mücadelenin siyasi boyutunu daha da derinleştiriyor.
Sonuç olarak, 3 Kasım seçimlerine giden yolda posta yoluyla oylama sistemi mevcut yapısını koruyacak. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki çoğunluğu koruma hedefi için stratejik bir belirsizlik yaratırken, seçmenlerin sandığa (veya postaya) erişimini kolaylaştıran bir zafer olarak yorumlanıyor.



