⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 387
🕐 Son Güncelleme: 16.09.2026 11:01
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde yaşayan heykeltıraş Erol Gürgen, 35 yıldır doğadan topladığı yaklaşık 2 bin parçalık özel bir taş koleksiyonu oluşturdu.
- Gürgen, atölyesinde büyük bir titizlikle kestiği ve zımparaladığı taşların içinden çıkan doğal resim, figür ve dokuları sanat eserine dönüştürüyor.
- Sanatçı, biriktirdiği bu nadide parçaları sergilemek amacıyla ilçede bir “taş müzesi” kurmayı hedefliyor.
Türkiye’nin doğal zenginliklerini sanatla buluşturan Yozgatlı heykeltıraş Erol Gürgen, 35 yıllık tutkusunu devasa bir koleksiyona dönüştürdü. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu olan Gürgen, 1991 yılından bu yana doğadan topladığı taşları işleyerek, adeta taşların kalbine dokunuyor. Aydıncık ilçesinde bulunan belediyeye ait sanat atölyesinde çalışmalarını sürdüren Gürgen, her biri ayrı bir hikaye barındıran taşları kesip zımparalayarak içlerindeki saklı desenleri ortaya çıkarıyor.
Taşların İçindeki Saklı Dünyayı Keşfediyor
Taşlara olan ilgisinin üniversite yıllarında başladığını belirten Erol Gürgen, taşları keserken karşılaştığı doğal figürlerin kendisini büyülediğini ifade ediyor. Başlangıçta sadece figürlü taşlara odaklanan sanatçı, zamanla koleksiyonunu ametist, kristal kuvars, kalsedon ve çubuk agat gibi değerli minerallerle zenginleştirdi. Gürgen’in koleksiyonunda yer alan taşlar, sadece birer mineral değil; aynı zamanda doğanın milyonlarca yılda oluşturduğu birer sanat eseri niteliğinde.
Günümüzde dijital dünyanın getirdiği yenilikler hayatımızın her alanına sirayet etmiş durumda. Tıpkı WhatsApp Business gibi teknolojilerin iş süreçlerini hızlandırması gibi, Gürgen de kendi sanat atölyesinde geleneksel yöntemlerle modern bir estetik anlayışını birleştiriyor. Sanatçı, taşların yüzeyindeki oksitlenmeleri ve çizgileri okuyarak, kesim öncesinde taşın içinde ne tür bir desenin saklı olabileceğini öngörebiliyor.
Müze Hedefiyle Geleceğe Miras
Erol Gürgen, 2 bine yakın parçadan oluşan bu özel koleksiyonu sadece kendi atölyesinde tutmak istemiyor. Taşların içindeki deniz, gökyüzü, insan ve hayvan figürlerini herkesin görmesini arzulayan sanatçı, Aydıncık ilçesinde bir taş müzesi kurmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu müze, bölgenin jeolojik zenginliğini tanıtmanın yanı sıra, sanatın doğayla nasıl bütünleşebileceğini de gözler önüne serecek.
Doğanın sunduğu bu estetik, bazen sağlıklı yaşam ve zihin ilişkisi gibi insanın iç dünyasına dokunan bir dinginlik veriyor. Gürgen’in taşları işlerken gösterdiği sabır, modern dünyanın hızına karşı adeta bir başkaldırı niteliğinde. Sanatçı, “Bir taşa baktığımızda yüzeyindeki yeşil ve kahverengi oksitlenmelerden içerisinde bakır veya demir olduğunu anlayabiliyoruz. Ancak taşın içinden ne çıkacağını tam olarak kestirmek her zaman bir sürpriz,” diyerek bu tutkunun heyecanını dile getiriyor.
Yozgat’ın doğal taş potansiyelini sanatla birleştiren bu çalışma, bölge turizmi ve kültürel mirası için de önemli bir değer taşıyor. Erol Gürgen, sanatın her dalında olduğu gibi, taş işçiliğinde de liyakatin ve sabrın önemini vurguluyor.



