⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 407
🕐 Son Güncelleme: 16.09.2026 16:45
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklanan gazeteci Selahattin Günday hakkında, avukatlarının ilk karara itiraz etmesinin hemen ardından ikinci bir tutuklama kararı çıkarıldı.
- Silivri Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alınan kararda, Günday’ın ne savcılıkta ne de kolluk kuvvetlerinde ifadesinin alındığı belirtilirken, hangi örgütle ilişkilendirildiğine dair herhangi bir bilgiye yer verilmedi.
- Hukukçular bu hamleyi “yedek tutuklama” olarak değerlendirirken, savunma hakkının ihlal edildiğine ve sevk yazısında somut bir gerekçe bulunmadığına dikkat çekti.
Türkiye basın tarihi, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü tartışmalarına yeni bir halka daha eklenen skandal bir kararla sarsıldı. Eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında cezaevinde gerçekleşen şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 12 Eylül gecesi tutuklanan gazeteci Selahattin Günday hakkında şoke eden bir gelişme yaşandı. Avukatların ilk tutukluluk kararına yaptığı itirazın ardından, Silivri Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma” iddiasıyla ikinci kez tutuklama kararı verildi.
Yaşanan bu süreç, sadece bir gazetecinin özgürlüğünün kısıtlanması olarak değil, aynı zamanda yargı mekanizmasındaki belirsizlikler ve savunma hakkının kısıtlanması açısından da büyük soru işaretleri doğurdu. Günday’ın avukatlarına haber verilmeden, barodan atanan CMK avukatı ile sürecin tamamlanmaya çalışılması hukuk camiasında tepkiyle karşılandı. Konuyla ilgili detaylar ve geçmişteki benzer dosyalardaki karanlık noktalar için 14 Yıllık Kozinoğlu Gizeminde Kurtlar Vadisi Detayı başlıklı incelememizi okuyabilirsiniz.
İfadesiz Sevk ve “Belirsiz Örgüt” Çıkmazı
Marmara 1 Nolu Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlanan Selahattin Günday, savcılıkça ifadesinin alınmadan doğrudan sevk edildiğini ve kendi avukatları olmaksızın ifade vermeyeceğini belirterek suçlamaları reddetti. Duruşmaya katılan müdafii Av. Buse Şahin, yapılan işlemin açık bir yetki gaspı ve savunma hakkının ağır bir ihlali olduğunu vurguladı.
Av. Şahin, 15 Eylül 2026 tarihli sevk yazısında tek bir somut gerekçenin dahi yer almadığını belirterek, “Müvekkilimin hangi eylemi ile kuvvetli suç şüphesinin varlığına kanaat getirildiği hiçbir şekilde açıklanmamıştır” ifadelerini kullandı. Gazetecinin hangi örgütle, hangi üyelerle ve hangi somut eylemlerle ilişkilendirildiği sorusu ise yine yanıtsız bırakıldı. Öte yandan, dijital mecralardaki gelişmeler ve benzeri gündem maddeleri hakkında bilgi edinmek isterseniz HBO Max Türkiye Aramalarında Zirvede: Neden Gündem Oldu? sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
“Yedek Tutuklama” Kararına Hukuki Tepki
Karar metninde yer alan, “Şüpheliye Silivri Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesi olmadığından okunamadı. Şüpheliye kollukta vermiş olduğu ifadesi olmadığından okunamadı” şeklindeki ibareler, Günday’a bu suçlama kapsamında hiçbir ön sorgulama yapılmadığını mahkeme tutanaklarıyla da tescilledi. Buna rağmen hâkimlik; kuvvetli delil, kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimali gerekçeleriyle tutuklama kararını onayladı.
Günday’ın avukatlarından Hüseyin Ersöz, yaşanan bu hukuki garabeti “yedek tutuklama” olarak nitelendirerek, hukuki mücadelenin tüm mecralarda sürdürüleceğini belirtti. Basın meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle bu tür belirsiz suçlamalarla hedef alınmasının kabul edilemez olduğunun altını çiziyor.



