⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 375
🕐 Son Güncelleme: 16.09.2026 08:58
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık sektöründe karbon ayak izini azaltmak için “Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı” (SAF) kullanımına yönelik yeni hedeflerini açıkladı.
- 2026 yılı için litre başına %0,5’lik bir emisyon azaltımı hedeflenirken, 2030 yılına kadar toplam karbon emisyonunda %5 oranında düşüş öngörülüyor.
- Mevcut uçak motorlarıyla uyumlu olan bu yakıt türü, Türkiye’yi bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi haline getirmeyi amaçlayan stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye, küresel iklim kriziyle mücadele kapsamında ulaşım sektöründe köklü bir dönüşüme hazırlanıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu tarafından yapılan açıklamaya göre, havacılık sektöründe sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanımıyla karbon emisyonlarının ciddi oranda düşürülmesi hedefleniyor. Bu adım, Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomi hedeflerine ulaşmasında kritik bir eşik olarak görülüyor.
Karbon Emisyonlarında 2030 Stratejisi
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürürlüğe konulan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı (SHT-SAF) ile sektörün yeşil dönüşüm süreci resmen başladı. Bakan Uraloğlu, 2026 yılından itibaren litre başına düşen asgari karbondioksit emisyon miktarını 13 gram olarak belirlediklerini, böylece emisyonlarda %0,5’lik bir iyileşme beklediklerini ifade etti. Nihai hedef ise 2030 yılına kadar toplam emisyon oranını %5 seviyesinde azaltmak.
Havacılıkta çevresel sürdürülebilirlik, sadece yakıt seçimiyle sınırlı kalmıyor. Türkiye, iklim gündemi COP31 süreçlerinde de aktif rol oynayarak küresel standartları yakalamayı hedefliyor. Sektördeki bu değişim, enerji altyapısına yapılan devasa yatırımların bir parçası olarak değerlendiriliyor; zira Türkiye’nin enerji devrimi, sadece karayollarını değil, havacılık gibi enerji yoğun sektörleri de kapsayan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.
Neden Sıvı Yakıtlar Hâlâ Önemli?
Bakan Uraloğlu, elektrikli ulaşım çözümlerinin yaygınlaşmasına rağmen ticari havacılıkta batarya teknolojilerinin henüz yeterli seviyede olmadığını vurguladı. Uzun menzilli uçuşlarda bataryaların ağırlığı ve enerji yoğunluğu, sıvı yakıtların vazgeçilmezliğini koruyor. Örneğin, 50 ton yakıt tüketen bir uçağın aynı uçuşu gerçekleştirebilmesi için 2 bin 500 ton batarya taşıması gerektiğini belirten Uraloğlu, bu durumun sürdürülebilir havacılık yakıtını tek uygulanabilir çözüm haline getirdiğini belirtti.
Bölgesel Üretim ve Teknoloji Merkezi
Türkiye, sadece yakıtı kullanan değil, aynı zamanda üreten bir ülke olma yolunda ilerliyor. Kamu ve özel sektör iş birliğiyle yürütülen fizibilite ve pilot tesis çalışmaları sayesinde, Türkiye’nin bu alanda bölgesel bir üretim üssü haline gelmesi planlanıyor. Üretim süreçlerinde sadece karbon emisyonu değil; su kaynaklarının korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi gibi uluslararası çevresel kriterler de titizlikle uygulanıyor.
Bu gelişmeler, havacılık sektöründe filoların yenilenmesini beklemeden mevcut motorlarla uyumlu bir şekilde karbon ayak izini düşürmeyi mümkün kılıyor. Türkiye, havacılık endüstrisini geleceğin yeşil standartlarına uygun şekilde yapılandırarak, küresel pazardaki rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.



