⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 371
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 22:50
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Burdur merkeze bağlı Aziziye köyünde yaşayan 93 yaşındaki Ahmet Zülem, evinin yanındaki atölyede geleneksel tarım aletlerinin ahşap minyatürlerini üretiyor.
- Elektrikli hiçbir alet kullanmadan, tamamen el emeğiyle kara saban, düven, boyunduruk gibi kaybolmaya yüz tutmuş eşyaları tasarımlarında çivi dahi kullanmadan yeniden hayata döndürüyor.
- Geçmişin izlerini torunlarına ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan Zülem, bu zanaatın kendisini hem dinç tuttuğunu hem de büyük bir mutluluk verdiğini belirtiyor.
Teknolojinin hızla ilerlemesi ve tarımda mekanizasyonun yaygınlaşması, geçmişin vazgeçilmez zanaatlarını ve tarım aletlerini ne yazık ki unutturuyor. Ancak Anadolu’nun dört bir yanında bu kültürel mirası yaşatmak için mücadele eden usta eller hala varlığını sürdürüyor. Türkiye’nin gurur duyduğu bu değerlerden biri de çevre bilinci ve atıkları değerlendirme hassasiyetiyle adeta zamana meydan okuyan 93 yaşındaki Ahmet Zülem oldu.
Burdur merkeze bağlı Aziziye köyünde ikamet eden 4 çocuk ve 12 torun sahibi Ahmet Zülem, yıllarca tarım ve hayvancılıkla uğraştıktan sonra emeklilik yıllarını üretkenlikle taçlandırdı. Evinin yanındaki mütevazı ahırı bir zanaat atölyesine dönüştüren Zülem, makinelerin tarih sahnesine gömdüğü geleneksel tarım aletlerini ahşapla yeniden buluşturuyor.
Babasından Gördüğü Mirası Yaşatıyor
Gençlik yıllarında babasıyla birlikte tarlalarda ter döken, kara sabanla çift süren Zülem, o dönem kullandığı aletlerin bugün unutulmasına gönlü razı gelmiyor. Babasından öğrendiği bu zanaati 15 yıldır sürdüren yaşlı çınar, her bir eserde geçmişin izlerini arıyor. Zülem’in ellerinde yeniden hayat bulan eserler arasında sap arabası, kızak, boyunduruk, zevle, düven, orak, tırpan, körük ve tırmık gibi unutulmaya yüz tutmuş pek çok parça yer alıyor.
Üretim sürecinde tamamen geleneksel yöntemleri tercih eden Zülem, modern dünyaya adeta meydan okuyor. Atölyesinde elektrikli hiçbir cihaz barındırmayan zanaatkar; keser, bıçkı, törpü ve bıçak gibi el aletleriyle çalışıyor. Üstelik tasarımlarında hiçbir şekilde çivi kullanmıyor; doğanın sunduğu atıl ahşap parçalarını ustalıkla birleştiriyor. Gündemdeki üretim ve istihdam tartışmaları ışığında, Zülem’in emeğe dayalı bu sabırlı duruşu günümüz gençliğine de ilham veriyor.
“Bu İşler Beni Dinç Tutuyor”
Yaptığı işten büyük bir zevk duyduğunu ifade eden Ahmet Zülem, zanaatını şu sözlerle anlatıyor: “Gençliğimde bu aletlerle ekmeğimizi kazandık. Şimdi ise bu kültürü yaşatmak istifade ediyorum. İşe yaramayan odunları değerlendiriyorum. Çivi kullanmadan, tamamen alın teriyle yapılan bu minyatürler beni hem dinç tutuyor hem de geçmişe götürüyor.”
Evlerinin bir köşesini sergi alanına çeviren Zülem, köyü ziyarete gelenlerin ve torunlarının bu eserlere büyük ilgi gösterdiğini belirtiyor. Teknolojinin getirdiği dijital yorgunluğa karşı, Anadolu insanının köklerine bağlılığının en güzel örneklerinden biri olan bu ahşap minyatürler, Burdur’un kültürel hafızasına kazınıyor.



