⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 391
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 07:24
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Seyir Derneği ve Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen festivalin ikinci gününde 9 farklı film izleyiciyle buluştu.
- Emin Alper’in yönettiği “Kurtuluş” filminin gösterimi sonrası oyuncu ve yapımcıların katılımıyla toplumsal travma ve şiddet temalı bir söyleşi gerçekleştirildi.
- Festival, sinema sanatının güncel meselelere bakışını ve toplumsal çürümeyi ele alan oturumlarla devam ediyor.
Balıkesir’in kültür sanat rotasında önemli bir yere sahip olan Ayvalık Uluslararası Film Festivali, ikinci gününde sinemaseverlere hem görsel bir şölen hem de derinlikli bir entelektüel tartışma ortamı sundu. Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi’nin değerli işbirliğiyle düzenlenen festival kapsamında, gün boyu dokuz farklı yapım izleyiciyle buluşarak sinemanın birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.
“Kurtuluş” Filmi ile Toplumsal Travmalar Masaya Yatırıldı
Festivalin ikinci gününe damgasını vuran etkinlik, Emin Alper imzalı Kurtuluş filminin gösterimi ve ardından gerçekleştirilen ekip katılımlı söyleşi oldu. Vural Sineması’nda gerçekleşen gösterimin ardından yapımcılar Nadir Öperli ve İrem Akbal ile oyuncular Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan, izleyicilerin merak ettiği soruları yanıtladı. Film ekibi, yedi sekiz yıla yayılan uzun senaryo geliştirme sürecini ve Mardin ile Batman’da gerçekleştirilen çekimlerin zorluklarını anlattı.
Oyuncuların karakterleri içselleştirmek için bir buçuk ay süren yoğun provalar yaptığı belirtilen söyleşide, filmin merkezindeki korku ve şiddet olgusu derinlemesine analiz edildi. Güncel gündemdeki Türkiye’yi sarsan gelişmeler ışığında, toplumsal linç kültürünün nasıl örgütlendiği sorusu panelin ana gündem maddesiydi.
Cehaletin Örgütlenmesi ve Evrensel Bir Korku
Yapımcı Nadir Öperli, filmi “küçük bir topluluğun içine ekilen korku tohumunun nasıl bir felakete dönüşebileceğinin hikâyesi” olarak tanımladı. Oyuncu Feyyaz Duman ise filmin sadece yerel bir meseleyi değil, evrensel bir çürümeyi anlattığını vurguladı: “Cehaletin örgütlenmesi o kadar tehlikeli bir durum ki… Bu, dünyanın her yerinde yaşanabilecek bir şey.”
Festival atmosferi sadece film gösterimleriyle sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda sanatın işlevselliğine dair soruları merkeze alan Ayşegül Sönmez’in Çağdaş Sanat Var Mı? adlı çalışması gibi entelektüel üretimler de festivalin ruhunu besliyor. Sanat dünyasındaki bu hareketlilik, tıpkı dijital dünyadaki teknolojik devrimler gibi, toplumsal algımızı şekillendirmeye devam ediyor.
Berkay Ateş ise izleyiciyi şiddetin sonucundan ziyade, bu şiddetin nasıl adım adım büyüdüğüne odaklanmaya davet etti. Toplumsal bir dedikodunun nasıl bir katliama evrilebileceği sorusu, festivalin katılımcıları tarafından uzun süre tartışıldı.
Ayvalık, bu yıl da sinemanın sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda toplumsal travmalarla yüzleşme ve onları anlama biçimi olduğunu kanıtlıyor. Festival, önümüzdeki günlerde de hem yerli hem de uluslararası sinemanın en güçlü örneklerini izleyiciyle buluşturmaya devam edecek.



