⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 398
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 11:16
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, bu müdahalenin Türkiye’de vesayet döneminin başlangıcı olduğunu vurguladı.
- Bakan Çiftçi, Adnan Menderes ve arkadaşlarının maruz kaldığı yargı süreçlerinin hukuk ve demokrasi tarihimizde derin bir yara açtığını ifade etti.
- Türkiye’nin artık antidemokratik yöntemlerle yönetilemeyeceğini belirten Çiftçi, “Söz de karar da milletindir” mesajını yineledi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türk demokrasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, 27 Mayıs’ın sadece bir hükûmet devirme girişimi değil, aynı zamanda milli iradeyi vesayet altına alma çabalarının ilk adımı olduğunu belirtti.
Milli İradenin Üzerindeki Vesayete Son
Bakan Çiftçi, açıklamasında 27 Mayıs darbesinin ardından kurulan Yassıada yargılamalarının hukuk ve adalet ilkelerinden tamamen uzak olduğunu vurguladı. O dönemde Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Namık Gedik’in millet iradesini savundukları için ağır bedeller ödediğini hatırlatan Çiftçi, bu isimlerin milletin vicdanında her zaman “demokrasi şehidi” olarak yer aldığını ifade etti.
Ülke gündeminde yaşanan bu tür tarihi hesaplaşmalar, toplumun her kesiminde yankı bulurken, benzer mağduriyetlerin yaşanmaması adına hukuk sisteminin güçlendirilmesi gerektiği sıkça dile getiriliyor. Tıpkı Borsa İstanbul’da Manipülasyon Operasyonu gibi toplumsal güveni sarsan olayların karşısında durulması gerektiği gibi, demokrasinin de ancak hukukun üstünlüğü ile korunabileceği belirtiliyor.
“Zulüm Milletin Vicdanında Mahkûmdur”
Bakan Çiftçi, darbe dönemlerinin Türkiye’nin kalkınma mücadelesine büyük zararlar verdiğini belirterek şunları kaydetti: “Darbeler, muhtıralar ve vesayet girişimleri yıllar boyunca demokrasimize, hukukumuza ve ülkemizin ekonomik istikrarına ağır bedeller ödetti. Ancak şunu herkes bilmelidir ki; milletin gönlüne nakşedilen isimler unutturulamaz, zulmün bıraktığı kara leke zamanla silinmez.”
Günümüzde devletin şeffaflığı ve kamu düzeninin korunması adına atılan adımlar, geçmişteki antidemokratik uygulamaların bir daha yaşanmaması için birer teminat niteliği taşıyor. Şehirlerimizde huzuru bozan girişimlere karşı verilen mücadeleler, özellikle Ayvalık’ta trafiğe neşter vurulması gibi yerel hizmet hamleleriyle birleşerek, devletin her alanda vatandaşının yanında olduğunu gösteriyor. Ayrıca, kamu güvenliğine yönelik tehditler söz konusu olduğunda kendilerini polis tanıtan şebekeye büyük darbe vurulması örneğinde olduğu gibi, devletin kararlı duruşu sürmektedir.
Söz de Karar da Milletindir
Bakan Çiftçi, açıklamasını “Bu aziz millete bir daha Yassıada’lar yaşatılmasına müsaade etmeyeceğiz. Hak yerini bulur, zulüm ise milletin vicdanında mahkûm olur. Bu ülkenin sahibi millettir; söz de karar da milletindir” sözleriyle noktaladı. Demokrasi şehitlerini rahmetle anan Çiftçi, Türkiye’nin artık vesayet odaklarına teslim olmayacağının altını çizdi.



