⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 417
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 08:35
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Aksaray’da görme engelli Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek, vekalet işlemi sırasında iki şahit getirmesi dayatıldığı gerekçesiyle noterlik hizmetinden mahrum bırakıldı.
- TİHEK, yaptığı incelemede söz konusu uygulamanın Danıştay tarafından iptal edildiğini belirterek, noterin tutumunu “doğrudan ayrımcılık” olarak nitelendirdi.
- Kurul, engelli bireyin bağımsız hareket etme hakkını ihlal eden notere 200 bin TL idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
Türkiye’de engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımı ve kamu hizmetlerine erişimi konusunda önemli bir hukuk zaferi yaşandı. Aksaray’da noterlik hizmeti almak isteyen görme engelli bir akademisyenin karşılaştığı engel, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından verilen emsal niteliğindeki kararla cezalandırıldı. Bu gelişme, engelli bireylerin noterlik işlemlerindeki bürokratik engellerin hukuki zeminde nasıl yıkılabileceğini gözler önüne serdi.
Olayın Gelişimi: İki Şahit Dayatması
2025 yılının Nisan ayında yaşanan olayda, Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek, noterlikte bir vekalet işlemi yaptırmak istedi. Ancak noterlik personeli, İşlek’in görme engelli olması nedeniyle işlem yapabilmek için yanında iki şahit bulundurması gerektiğini belirtti. İşlek, bu uygulamanın yasal dayanağını sorguladığında, 1512 sayılı Noterlik Kanunu ve Türkiye Noterler Birliği’nin eski genelgelerine atıfta bulunuldu. İşlek ise bu uygulamanın güncel mevzuata aykırı olduğunu savunarak noterliğe itiraz etti.
Noterin işlem yapmamakta direnmesi üzerine savcılığa başvuran İşlek, beklediği sonucu alamayınca rotasını TİHEK’e çevirdi. TİHEK nezdinde yürütülen soruşturma, Türkiye genelindeki noterlik uygulamalarında engelli bireylere yönelik “kalıp yargıların” değişmesi gerektiğini ortaya koydu.
Danıştay Kararı Ayrımcılığı Bitirdi
TİHEK’in incelemesinde, Türkiye Noterler Birliği’nin görme engelliler için iki tanık bulundurma zorunluluğu öngören 2014 tarihli genelgesinin, Danıştay 8. Dairesi’nin 2024 yılındaki kararıyla iptal edildiği vurgulandı. Bu kararla birlikte, görme engelli bireylerin işlemlerinde tanık aranması uygulaması hukuki dayanağını kaybetti. TİHEK, noterin tutumunu “engellilik temelinde doğrudan ayrımcılık” olarak tanımladı.
Hukuk ve toplum düzeni, bazen finansal istikrar komitesi toplantıları kadar kritik kararlara sahne olabiliyor. Vatandaşların hak arama özgürlüğü, bu tür kurumsal kararlarla güvence altına alınıyor. Öte yandan, Türkiye’nin gündemindeki diğer gelişmeler, örneğin Kaşif Kozinoğlu’nun gizli raporu gibi konular da kamuoyunun yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor.
“Bağımsızlık Hakkı Gözetilmeli”
TİHEK karar metninde, noterlerin görevinin engelli bireylerin hukuki işlem yapma ehliyetini sorgulamak değil, erişilebilirliği sağlamak olduğu belirtildi. Kararda, “Söz konusu uygulama, engelli bireylerin kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü, bağımsız hareket etme kapasitesini ve bireysel özerkliğini yeterince gözetmeyen bir yaklaşımın yansımasıdır” ifadelerine yer verildi. Bu karar, Türkiye’deki tüm noterlikler için bağlayıcı bir rehber niteliği taşıyor.
Engelli bireylerin sosyal hayata tam katılımı için atılan bu adımlar, Muğla’daki güvenlik operasyonları gibi toplumun huzurunu hedefleyen çalışmalarla birlikte, Türkiye’nin hukuk devleti olma vasfını güçlendiriyor.



