⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 424
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 17:43
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Lübnanlı yönetmen Jocelyne Saab’ın eserlerinden oluşan özel bir seçkiye ev sahipliği yapıyor.
- “Direniş ve Yıkım Arasında” başlıklı programda, yönetmenin restore edilmiş Beyrut Üçlemesi ve Cannes seçkisinde yer alan filmleri gösterilecek.
- 26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek festival, savaşın sinemadaki güçlü temsilini izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor.
Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, bu yıl sinemaseverlere Orta Doğu sinemasının en cesur seslerinden birini, Jocelyne Saab’ı yeniden keşfetme imkânı sunuyor. Dünya Sineması programı dahilinde hazırlanan “Direniş ve Yıkım Arasında” başlıklı özel seçki, yönetmenin savaşın ortasında inşa ettiği tavizsiz sinema diline odaklanıyor.
Savaşın ve Yıkımın Şiirsel Tanıklığı: Jocelyne Saab
Kariyerine gazetecilikle başlayan ve ardından belgeselcilik ile kurmaca sinemada devrim niteliğinde işlere imza atan Lübnanlı yönetmen Jocelyne Saab (1948–2019), kamerasını daima felaketlerin, işgallerin ve sürgünlerin tam ortasına yerleştirdi. Saab’ın eserleri, sadece bir dönemin tarihsel kaydı değil, aynı zamanda bugün Orta Doğu’da süregelen şiddeti ve insani dramı anlamak için de hayati birer belge niteliği taşıyor. Festival kapsamında, yönetmenin dört önemli filmi restore edilmiş dijital kopyalarıyla beyaz perdeye taşınacak.
Efsanevi Beyrut Üçlemesi Adana’da
Seçkinin merkezinde, Lübnan İç Savaşı’nın farklı evrelerini belgeleyen “Beyrut Üçlemesi” yer alıyor. Üçlemenin ilk halkası olan “Beyrut, Bir Daha Asla” (1976), savaş sonrası hayalet kente dönen şehrin acı dolu şiirini izleyiciye sunuyor. Hemen ardından gelen “Beyrut’tan Mektup” (1978) ise kentsel yıkımı ve mültecileşen halkın direnişini bir otobüs yolculuğu üzerinden işliyor.
Kültür sanat dünyasında bu tür özel gösterimler büyük bir heyecan yaratırken, sanatseverler festivalin diğer bölümlerine de yoğun ilgi gösteriyor. Tıpkı sanatın farklı dallarının bir araya geldiği La Bayadere İstanbul’da etkinliği gibi, Altın Koza da sinemayı toplumsal hafızayla buluşturmayı amaçlıyor. Öte yandan, güncel gelişmelerden haberdar olmak isteyen izleyiciler, bu akşamın yayın akışı rehberi sayesinde festival programını yakından takip edebilirler.
Kişisel Bir Travmanın Sinematik Dışavurumu
Üçlemenin son halkası olan “Beyrut, Benim Şehrim” (1982), Saab’ın kariyerindeki en kişisel ve dokunaklı çalışma olarak kabul ediliyor. Yönetmen, kendi aile evinin bombalanmasına tanıklık ettiği bu süreçte, bireysel kaybı toplumsal bir trajediyle birleştiriyor. Cannes Film Festivali’nde de büyük ses getiren ve yönetmenin ilk uzun metrajı olan “Bıçak Sırtı” da bu özel seçki içerisinde yer alarak, izleyicilere Saab’ın sinematografik evrimini gözlemleme şansı veriyor.
Festival, sadece bir sinema etkinliği olmanın ötesinde, geçmişin acı hatıralarını bugünün perspektifiyle yeniden yorumlayan bir buluşma noktası işlevi görüyor. Sinema tutkunları, restore edilmiş bu başyapıtları izleyerek, savaşın yarattığı yıkımı ve insan ruhunun direnişini büyük ekranda deneyimleme fırsatı bulacaklar.



