Gündem

MSÜ Rektörü Afyoncu: Yassıada Yargılamaları Türk Tarihinin Kara Lekesidir

MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, 27 Mayıs darbesinin ve Yassıada yargılamalarının Türk demokrasi tarihindeki karanlık etkilerini çarpıcı ifadelerle değerlendirdi.

OKUMA AYARLARI
MSÜ Rektörü Afyoncu: Yassıada Yargılamaları Türk Tarihinin Kara Lekesidir
MSÜ Rektörü Afyoncu: Yassıada Yargılamaları Türk Tarihinin Kara Lekesidir
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 393
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 09:12

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası gerçekleşen Yassıada yargılamaları, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en tartışmalı ve trajik hukuki süreçlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
  • MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, dönemin iktidarına yönelik suçlamaların asılsız olduğunu belirterek, bu sürecin toplumsal hafızada derin yaralar açtığını vurguladı.
  • Günümüzde “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” olarak anılan Yassıada, geçmişin izlerini taşıyan bir müze ve anıt alanı olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin Türkiye demokrasi tarihindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Yassıada yargılamalarını “Türk yargı tarihinin en kara sayfaları” olarak nitelendiren Afyoncu, dönemin siyasi atmosferini ve toplumun bu sürece bakışını detaylı bir şekilde analiz etti.

Demokrasiye Vurulan Darbe ve Yassıada Trajedisi

1960 yılında gerçekleştirilen askeri müdahalenin ardından Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Demokrat Partili yöneticiler Yassıada’da yargılanmış; süreç sonucunda Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmişti. Prof. Dr. Afyoncu, bu yargılamaların hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek, “Suçlamalara bakıyorsunuz, saçma sapan suçlamalar. Çoğunun aslı astarı yok,” ifadelerini kullandı.

Afyoncu, 27 Mayıs’ın sadece bir iktidar değişikliği değil, aynı zamanda toplumun iradesine vurulmuş bir darbe olduğunu belirtti. O dönemde yaşanan ekonomik ve sosyal zorlukların, kışkırtmalarla birleşerek bir darbe zemini oluşturduğuna dikkat çeken Rektör, bu durumun Türkiye’deki siyasi istikrarı yıllarca olumsuz etkilediğini vurguladı. Gündemdeki diğer önemli gelişmeleri takip edenler, Namık Gedik’in naaşının anıt mezara taşınması gibi tarihi hafızayı tazeleyen adımların, geçmişle yüzleşme adına kritik olduğunu belirtiyor.

Toplumsal Direnç ve Ezanın Dönüşü

Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki Batılılaşma anlayışına ve toplumsal dayatmalara değinen Afyoncu, halkın bu sürece karşı en büyük cevabı seçim sandığında verdiğini ifade etti. 1950 seçimlerinde “Yeter söz milletindir” sloganıyla iktidara gelen Demokrat Parti’nin, halkın dini değerlerine ve yaşam tarzına duyduğu saygının bir karşılığı olduğunu belirten Afyoncu, “Arapça ezan, Türkçeleştirilmişti. Toplum bunu hiç kabul etmedi. Demokrat Parti geldiği zaman bu ihtiyaçlara cevap verdi,” dedi.

Toplumun geniş kesimlerinin Menderes’i sahiplenmesinin temelinde bu “normalleşme” talebinin yattığını belirten Afyoncu, dönemin siyasi gerilimlerinin ekonomik yansımalarının da takip edildiğini hatırlattı. Tıpkı günümüzde tüketicilerin et ve süt ürünlerinde yeni dönem beklentileri gibi, o dönemin halkı da temel özgürlük ve refah arayışı içindeydi.

Hafıza Mekânı Olarak Yassıada

Yargılamaların yapıldığı Yassıada, 2013 yılında alınan bir kararla “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” olarak yeniden isimlendirildi. 2020 yılından itibaren müze ve anıt alanlarıyla ziyarete açılan ada, Türkiye’nin demokrasi mücadelesini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Afyoncu’nun ifadeleri, bu adanın sadece bir coğrafi nokta değil, aynı zamanda bir ibret vesikası olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir