⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 375
🕐 Son Güncelleme: 17.09.2026 10:18
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine “eşeksin, hayvansın” şeklinde hitap eden bir bireyin eylemini “kişilik haklarına saldırı” olarak tanımladı.
- Yerel mahkemenin kararını inceleyen yüksek yargı organı, bu tür söylemlerin evlilik birliğinde hoşgörü sınırlarını aştığına ve manevi tazminatı gerektirdiğine hükmetti.
- Karar, boşanma davalarında “hakaret” içeren ifadelerin tazminat yükümlülüğü doğurması noktasında yeni bir içtihat oluşturdu.
Türkiye’de aile hukuku alanında emsal niteliği taşıyan bir gelişme yaşandı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliği içerisinde eşine karşı sarf edilen “eşeksin, hayvansın” gibi aşağılayıcı ifadelerin, sadece birer tartışma cümlesi olmadığını, aksine kişilik haklarına doğrudan bir saldırı teşkil ettiğini tescilledi. Bu kararla birlikte, boşanma süreçlerinde yaşanan sözlü şiddet vakalarında tazminat yükümlülüğü bir kez daha netleşmiş oldu.
Eşler Arasındaki Hakaret ‘Kusur’ Sayıldı
Dava süreci, tarafların birbirlerine karşı kullandıkları ağır ifadeler nedeniyle boşanma aşamasına gelmesiyle başladı. Yerel mahkeme, tarafların karşılıklı olarak kusurlu olduklarına karar verse de, hakaret içeren ifadelerin tazminat boyutu Yargıtay’ın gündemine taşındı. Yüksek mahkeme, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan bu tür hakaretlerin, karşı tarafın onurunu zedelediğini vurguladı.
Hukuk uzmanları, bu kararın evlilik içi iletişimde “sınır” kavramını yeniden tanımladığını belirtiyor. Sadece ekonomik istikrar değil, bireylerin birbirine olan nezaketi de hukuksal koruma altında. Benzer şekilde, toplumsal yaşamın diğer alanlarında da hukuk kuralları hızla güncelleniyor; tıpkı Türkiye’de KOBİ’lerin küresel devlerle güçlerini birleştirmesi gibi, hukuk da değişen toplum yapısına göre şekilleniyor.
Kişilik Haklarına Saldırı Tazminat Gerektirir
Yargıtay’ın karar metninde, eşlerden birinin diğerine karşı kullandığı kaba ve aşağılayıcı ifadelerin, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde “kusurlu davranış” olarak kabul edildiği belirtildi. Özellikle “eşeksin, hayvansın” gibi onur kırıcı kelimelerin, evlilik birliğinin temelini sarsan birer “hakaret” unsuru olduğu vurgulandı. Bu durum, sadece boşanma davalarında değil, aynı zamanda manevi tazminat taleplerinde de belirleyici bir kriter haline geldi.
Dünyada ve Türkiye’de dijitalleşme ve hukuk iç içe geçmeye devam ediyor. Teknoloji dünyasındaki gelişmeler, örneğin Google’ın akıllı evleri yapay zekaya açması gibi modern hayatın parçaları, kişisel verilerin korunması ve dijital hakaretler konusunda da benzer hukuki süreçleri tetikliyor.
Sonuç: Emsal Karar Ne Anlama Geliyor?
Bu karar, boşanma davalarında “nasıl olsa eşim, istediğimi söylerim” anlayışının hukuken bir geçerliliğinin kalmadığını gösteriyor. Yargıtay, evlilik birliğinin taraflara birbirlerine karşı saygılı olma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatarak, bu sınırın dışına çıkanın maddi ve manevi bedel ödemesi gerektiğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Artık mahkemeler, boşanma davalarında tarafların birbirlerine yönelik kullandıkları dili çok daha hassas bir şekilde inceleyecek.



