⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 415
🕐 Son Güncelleme: 18.09.2026 11:12
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yemenli uzman Macid el-Medheci, Husilerin Babulmendeb Boğazı ve çevresindeki adalarda kontrol sağlamasının Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini belirtti.
- Husilerin bu ilerleyişinin Tahran’ın bölgedeki nüfuzunu artırdığı ve Körfez ülkelerinin ekonomik projelerini zafiyete uğrattığı vurgulandı.
- Uzmanlar, gerekli askeri ve siyasi destek sağlanmadığı takdirde bu kazanımların kalıcı hale gelerek bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirebileceği uyarısında bulundu.
Yemen’in başkenti Sana’da faaliyet gösteren Sana Center’ın Başkanı Macid el-Medheci, İran destekli Husilerin Babulmendeb Boğazı ve çevresindeki stratejik adalara yönelik ilerleyişini “Suudi Arabistan açısından görmezden gelinemeyecek geniş çaplı bir tehdit” olarak tanımladı. Bölgedeki güvenlik mimarisinin hızla değiştiğini belirten Medheci, bu durumun sadece Yemen’i değil, tüm Körfez bölgesinin ekonomik istikrarını hedef aldığını savundu.
Stratejik Boğazlarda Artan İran Etkisi
Medheci’ye göre, Husilerin askeri kazanımları İran’ın vekilleri aracılığıyla Arap Yarımadası’nı çevreleyen kritik geçiş noktalarında nüfuzunu artırmasına olanak tanıyor. Tahran’ın bu hamlesi, Körfez ülkelerinin petrol sevkiyatını hem Hürmüz Boğazı’nda hem de Babulmendeb’de kuşatma altına alma kapasitesini güçlendiriyor. Bu durum, Amazon veri merkezlerine İran saldırısı gibi dijital ve fiziksel altyapılara yönelik hibrit tehditlerin arttığı bir dönemde, enerji güvenliğini de doğrudan riske atıyor.
Öte yandan, Husilerin ilerleyişi Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamındaki devasa projelerini de sekteye uğratma potansiyeli taşıyor. Riyad’ın Basra Körfezi’ndeki limanlara alternatif olarak geliştirdiği batı kıyısı rotaları, Husilerin bölgedeki askeri varlığı nedeniyle artık daha kırılgan hale gelmiş durumda.
Askeri ve Siyasi Destek Çağrısı
Yemen hükümetinin sahada yaşadığı koordinasyon eksikliği ve operasyonel zafiyetlere dikkat çeken Medheci, Husilerin bu boşluktan ustalıkla faydalandığını belirtiyor. Husilerin kamu kaynaklarını askeri yapılara kanalize ederek savaş kapasitelerini artırdığına vurgu yapan uzman, bölgedeki dengelerin korunması için acil bir müdahale şart olduğunu ifade etti. Benzer şekilde, dünyada da Güney Kore’den Trump ve Kim Jong-un için kritik diyalog çağrısı gibi jeopolitik dengeleri değiştirme çabaları sürerken, Yemen’deki tırmanışın küresel etkileri de göz ardı edilmemeli.
Kalıcı Hale Gelebilir
Medheci, “Şu anda geçici olduğu düşünülen bu kazanımların kalıcı hale gelmesi, bölgedeki güç dengelerini tamamen değiştirebilir” uyarısında bulunuyor. Husilerin Afrika Boynuzu’ndaki radikal gruplarla kurabileceği olası derin bağlantıların, ilerleyen dönemde bölgesel güvenliği çok daha karmaşık bir hale getirebileceği belirtiliyor. Yemen hükümetine askeri ve siyasi destek verilmemesi durumunda, bölgedeki “öngörülemeyen tırmanışın” herkes için ciddi sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.
Son olarak, Husilerin Yemen’deki çatışmaları bir “temel stratejik muharebe” olarak gördüğü ve İran Devrim Muhafızları’nın sahada daha görünür hale gelmesinin bu durumu kanıtladığı kaydedildi. Koalisyon operasyonlarındaki gecikmelerin de bu hızlı ilerleyişte payı olduğu vurgulanırken, bölgedeki ateşin sönmesi için uluslararası diplomasi ve kararlı bir askeri duruşun gerekliliği bir kez daha öne çıkıyor.



