⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 398
🕐 Son Güncelleme: 18.09.2026 11:02
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul barajlarındaki ortalama doluluk oranı, 18 Eylül itibarıyla İSKİ verilerine göre yüzde 38,03 seviyesine gerileyerek kritik eşiğin altına indi.
- Son 10 yıllık veriler incelendiğinde, bu seviyenin yüzde 40’ın altında kaldığı üçüncü dönem yaşanırken, baraj havzalarına düşen yıllık yağış miktarındaki düşüş de dikkat çekiyor.
- Uzmanlar, sıcak ve kurak geçen yaz mevsiminin buharlaşmayı artırdığını ve su tüketiminin yükseldiğini belirterek, su kaynaklarının korunması konusunda uyarıda bulunuyor.
İstanbul’un su kaynaklarını yöneten İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), 18 Eylül tarihi itibarıyla kentin barajlarındaki doluluk oranını yüzde 38,03 olarak açıkladı. Bu oran, İstanbul’un su rezervlerinin son yıllardaki en düşük seviyelerden birine gerilediğini gözler önüne seriyor. Kent genelindeki baraj ve göletlerin toplam 868 milyon 683 bin metreküplük biriktirme kapasitesine karşılık, şu an stoklarda yaklaşık 330,03 milyon metreküp su bulunduğu hesaplanıyor.
Son 10 Yılın En Düşük Seviyelerinden Biri
Veriler, İstanbul’un su yönetiminde ciddi bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Son 10 yıllık karşılaştırmalı istatistiklere bakıldığında, 18 Eylül tarihlerinde doluluk oranının yüzde 40’ın altına düştüğü üçüncü dönem yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda 2023’te yüzde 25,28 ile tarihi bir düşüş kaydedilirken, 2026 yılındaki yüzde 38,03’lük oran, iklim değişikliğinin ve mevsimsel kuraklığın etkilerini bir kez daha somutlaştırıyor.
Ekonomik ve teknolojik gelişmelerin yanı sıra, piyasalardaki güncel altın tahminleri gibi küresel gelişmeler takip edilirken, vatandaşların temel yaşam kaynağı olan suyun tasarruflu kullanımı da hayati bir gündem maddesi haline geldi. Şehir, sadece baraj seviyeleriyle değil, aynı zamanda yapay zeka gibi teknolojik dönüşümlerin yarattığı yeni dünya düzenine uyum sağlarken, iklim krizinin getirdiği bu tür risklerle de mücadele ediyor.
Yağış Miktarındaki Azalma ve Buharlaşma Etkisi
İstanbul Aydın Üniversitesi’nden meteoroloji mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Güven Özdemir, mevcut tabloyu değerlendirirken sadece barajlara değil, havzalara düşen yağış miktarına odaklanılması gerektiğini vurguluyor. İSKİ verilerine göre, 2023 yılında havzalara metrekare başına 852,64 kilogram yağış düşerken, bu rakam 2026 yılı itibarıyla 540,49 kilogram seviyesine kadar geriledi.
Özdemir, kuraklığın nedenlerini şu şekilde açıklıyor: “Yaz dönemindeki aşırı sıcaklar, barajlara gelen su miktarını azaltırken buharlaşmayı ciddi oranda artırıyor. Ayrıca toprak ve bitki örtüsündeki nem kaybı, yağışın barajlara ulaşmadan önce toprağa emilmesine neden oluyor. Bireysel su tüketiminin yanı sıra yeşil alanların sulanması gibi faktörler de toplam talebi artırarak mevcut rezervleri zorluyor.”
Diğer yandan, dünyadaki diğer krizler de yakından izleniyor. Örneğin, Rusya-Ukrayna hattındaki gelişmeler gibi jeopolitik olaylar küresel dengeleri değiştirirken, yerel bazda su yönetimi stratejilerinin de daha proaktif bir şekilde güncellenmesi gerektiği belirtiliyor.



