⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 366
🕐 Son Güncelleme: 18.09.2026 09:52
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen silahlı saldırıda 9 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti, 15 öğrenci yaralandı.
- EMEP Milletvekili Sevda Karaca, saldırının yalnızca okul personelinin ihmaline bağlanamayacağını, kurumsal sorumlulukların araştırılması gerektiğini belirtti.
- Failin saldırı öncesi rehberlik servisiyle 32 kez görüştüğü ve ciddi risk sinyalleri verdiği, bu durumun adli ve idari süreçlerle sorgulanması istendi.
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan 2026 tarihinde yaşanan ve toplumda derin yaralar açan silahlı saldırı, TBMM gündemine taşındı. Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, saldırıya ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle yazılı bir soru önergesi sundu. Karaca, olayın yalnızca okul personeline yüklenen bir ihmal silsilesi olarak görülemeyeceğini, meselenin köklerine inilmesi gerektiğini ifade etti.
Kurumsal Sorumluluklar ve Denetim Mekanizmaları
Saldırının ardından yürütülen soruşturmalarda okul idarecileri ve öğretmenlerin hedef tahtasına oturtulmasına tepki gösteren Sevda Karaca, “Facianın yalnızca olay anında okulda bulunan birkaç personelin ihmaliyle açıklanması mümkün değildir. Soruşturmalar, kurumsal sorumlulukları ve denetim mekanizmalarını bütünlüklü biçimde ele almalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Benzer şekilde, gündemdeki diğer önemli gelişmeler arasında yer alan Efkan Ala’dan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı gibi toplumsal güvenlik odaklı konuların, kurumlar arası koordinasyonun ne kadar kritik olduğunu gösterdiğini belirtti.
Failin Geçmişindeki “Kırmızı Bayraklar”
Resmi kayıtlara yansıyan detaylar, saldırının önlenebilirliği konusundaki soru işaretlerini artırıyor. Failin ilkokul 2. sınıftan 8. sınıfa kadar okul rehberlik servisiyle 32 kez bireysel görüşme yaptığı, hatta olaydan aylar önce “kendini boğma” gibi ağır risk işaretleri gösterdiği ortaya çıktı. Karaca, bu verilerin rehberlik servisinden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne kadar olan zincirde neden karşılık bulmadığını sorguluyor.
Öte yandan, dosyada failin babasının bir polis başmüfettişi olması sebebiyle, çocuğun emniyet atış poligonuna götürüldüğü ve emniyet bünyesindeki uzman psikologlarla görüştürüldüğü bilgisi yer alıyor. Karaca, bu durumun emniyet teşkilatı içerisindeki bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği konusunda ciddi bir denetim boşluğu yarattığını savundu. Tıpkı Türkiye ve Fransa’dan 600 milyon avroluk dev çevre anlaşması gibi ulusal düzeyde titizlikle takip edilmesi gereken bu sürecin, şeffaflıkla yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bakanlığa Yöneltilen Sorular
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sunulan önergede, failin okul rehberlik servisiyle gerçekleştirdiği görüşmelerin içerikleri ve bu görüşmeler sonucunda alınan tedbirlerin Milli Eğitim Bakanlığı birimlerine bildirilip bildirilmediği soruluyor. Karaca, olay öncesindeki risk işaretlerinin neden görmezden gelindiğini ve sorumluluğun sadece saha personelinden ibaret olmadığını tekrar ederek, idari ve adli soruşturmaların genişletilmesini talep ediyor.



