⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 420
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 10:10
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Teori ve Eylem’in özel sayısı olarak çıkan Birlik ve Mücadele dergisinin 52. sayısı, küresel ölçekteki ekonomik ve siyasi krizleri incelemek üzere yayımlandı.
- Dergide, savaş ekonomisinin enflasyon üzerindeki etkileri, emperyalist saldırganlık ve dijitalleşme ile gelen yeni sömürü biçimleri kapsamlı dosyalarla ele alınıyor.
- Uluslararası Marksist-Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) katkılarıyla hazırlanan sayı, dünya genelindeki toplumsal hareketlere dair önemli analizler sunuyor.
Dünyayı sarsan jeopolitik gerilimler, ekonomik krizler ve yükselen aşırı sağ dalgası, sosyalist düşüncenin gündemini belirlemeye devam ediyor. Teori ve Eylem dergisinin özel bir yayını olan Birlik ve Mücadele dergisinin 52. sayısı, tam da bu küresel sancıların merkezine odaklanıyor. İngilizce, İspanyolca ve Türkçe dillerinde yayımlanan dergi, emperyalizmin yeni yüzünü ve halkların buna karşı verdiği mücadeleyi mercek altına alıyor.
Savaş Ekonomisi ve Halkın Alım Gücü
Dergide öne çıkan en temel başlıklardan biri, “savaş tamtamlarının” ekonomik yansımaları. Savaş ve silahlanma politikalarının sadece bir dış politika meselesi olmadığı, doğrudan emekçilerin sofrasına yansıdığı vurgulanıyor. Danimarka ve Fransa örnekleri üzerinden yapılan analizlerde, artan askeri bütçelerin sağlık, eğitim ve iklim fonlarından nasıl gasp edildiği gözler önüne seriliyor.
Özellikle Emek Partisi (EMEP) tarafından kaleme alınan makalede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırgan politikalarının enerji hatları üzerindeki etkisi irdeleniyor. Bu durum, Fed depremi sonrası altında sürpriz dönüş yaşayan piyasalar gibi küresel ekonomide de ciddi bir enflasyonist baskı yaratıyor. Silahlanma tekellerinin “savaş ekonomisi” adı altında çalışma sürelerini uzatması, sömürünün boyutunu yeni bir boyuta taşıyor.
Dijitalleşme ve Tekno-Kapitalizm
Günümüz dünyasında akıllı telefonlarımızdan sosyal medya platformlarına kadar dijital dünyanın sunduğu imkanlar, dergide “yeni bir sömürü düzeni” olarak nitelendiriliyor. Tekno-kapitalizmin toplumsal hareketleri nasıl manipüle ettiği ve göçmen karşıtlığının kimler tarafından körüklendiği, derginin dikkat çekici analizleri arasında yer alıyor.
Diğer yandan, Türkiye’deki gündemi de yakından ilgilendiren kamu yatırımlarında yeni dönem tartışmaları gibi, uluslararası alanda da devletlerin meşruiyet krizlerini aşmak için kullandığı yöntemler masaya yatırılıyor. Örneğin, Peru’daki parlamentarizme geçiş hamleleri, Türkiye’deki “parlamenter sisteme dönüş” tartışmaları için çarpıcı bir uyarı niteliği taşıyor.
Gençlik Hareketleri ve Direniş
Dergide sadece krizler değil, bu krizlere karşı geliştirilen direnç odakları da işleniyor. Almanya’da zorunlu askerliğe karşı öğrencilerin kurduğu boykot komiteleri, Avrupa’daki gençlik hareketliliğinin bir örneği olarak sunuluyor. Dominik Cumhuriyeti’ndeki gençlerin borç batağına karşı arayışları ise küresel bir “sisteme entegre olmama” tavrının altını çiziyor.
Birlik ve Mücadele dergisi, sadece bir teori dergisi olmanın ötesinde, dünyadaki siyasi tıkanıklıkları aşmak isteyenler için bir yol haritası sunuyor. Küresel ölçekte yaşanan bu değişimleri takip etmek, tıpkı Türkiye’nin Avrupa yükselişi gibi, uluslararası arenadaki konumumuzu anlamak açısından hayati bir önem taşıyor.



