⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 439
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 14:53
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde planlanan Çimpe-2 Kuyusu Doğalgaz Arama ve Çıkarma Faaliyetleri, İda Dayanışma Derneği tarafından teknik olarak incelendi.
- Hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası’nda sera gazı emisyonları, iklim krizine etkiler ve sondaj sürecindeki kaçak metan salımlarının eksik bırakıldığı vurgulandı.
- Uzmanlar, projenin ÇED muafiyeti almaması gerektiğini savunarak bölge halkı ve sivil toplumun karar süreçlerine şeffaf katılımını talep etti.
Türkiye’nin enerji hamleleri hız kesmeden devam ederken, yerel ve ulusal düzeyde çevre örgütlerinin projelerin ekolojik etkilerine yönelik uyarıları da artıyor. Son olarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Trakya Bölge Teşkilatı tarafından Çanakkale sınırları içerisinde yürütülmesi planlanan çalışmalar masaya yatırıldı. Gelibolu doğalgaz arama projesi kapsamında hazırlanan resmi belgeler, uzman sivil toplum kuruluşlarının markajından geçti.
İda Dayanışma Derneği’nden Teknik İnceleme Raporu
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde hayata geçirilmesi öngörülen Çimpe-2 Kuyusu Doğalgaz Arama ve Çıkarma Faaliyetleri’ne dair hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası, İda Dayanışma Derneği tarafından titizlikle incelendi. CNR ÇED Çevre Hizmetleri tarafından ağustos ayında kaleme alınan raporun iç tutarlılığı, yöntem yeterliliği ve göz ardı edilen çevresel etkileri kamuoyuyla paylaşıldı.
Açıklamada, ülkenin farklı noktalarında yaşanan ekolojik tahribatların ve yasal süreçlerin yakından takip edildiği hatırlatıldı. Benzer şekilde, Türkiye genelinde gündeme gelen Rize’de şiddetli yağmur heyecanı ve benzeri afetlerin iklim krizinin boyutlarını açıkça gösterdiği, bu nedenle enerji projelerinde doğa koruma önlemlerinin en üst düzeyde tutulması gerektiği ifade edildi.
Sera Gazı Emisyonları ve İklim Etkileri Göz Ardı Edildi
Dernek tarafından yapılan değerlendirmede, Proje Tanıtım Dosyası’nda yer alan sera gazı azaltım planının somut verilerden yoksun olduğu belirtildi. Tesisin anma ısıl gücünün 20 megavat eşiğinin altında kalması nedeniyle izleme ve raporlama yükümlülüğünün kapsam dışı bırakıldığı, ancak bu durumun ÇED sürecindeki iklim analizinden muafiyet sağlayamayacağı dile getirildi.
Sondaj ve tamamlama aşamalarında ortaya çıkabilecek kaçak metan emisyonları ile olası gaz salımı senaryolarının raporda yer almadığına dikkat çekildi. Metanın küresel ısınma potansiyelinin karbondioksite kıyasla çok yüksek seviyede olduğu hatırlatıldı. Ayrıca, sondaj sürecinde harcanacağı öngörülen 35 bin litre motorin tüketiminden kaynaklanacak emisyonların hesaplamalara dâhil edilmediği aktarıldı. Öte yandan, ekonomi dünyasında yaşanan sarsıntılar ve şirket itirafları gibi Destek Holding patronundan 1.3 trilyonluk şoke eden itiraf! benzeri büyük çaplı krizlerin yanı sıra ekolojik yatırımların da finansal ve çevresel boyutta şeffaf yönetilmesi gerektiği vurgulandı.
Ekolojik Riskler ve Şeffaflık Çağrısı
Sahada canlı varlığı bulunmadığı yönündeki iddiaların yalnızca veri tabanı kayıtlarına dayandırılmasının yetersiz olduğu savunuldu. Arazi incelemelerinin mutlaka mevsimsel saha ziyaretleri ile desteklenmesi gerektiği belirtildi. Yirmi dört saat kesintisiz sürmesi planlanan çalışmalarda gürültü ve ışık kirliliğinin yaratacağı olumsuzlukların tanımlanmadığı ifade edildi.
Jeolojik ve sismik risklerin açıkça ortaya konulması gerektiğinin altı çizilirken, ÇED sürecinde halkın katılımının esas alınması talep edildi. Proje sonunda bir muafiyet kararına varılmaması; bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, yöre halkının ve muhtarlıkların görüşlerinin şeffaf bir biçimde karar mekanizmalarına dâhil edilmesi istendi.



