⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 356
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 08:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Örsan K. Öymen, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin kaynağını demokrasi ve üretim ekonomisinin çöküşüne bağlıyor.
- Yüksek enflasyon ve işsizlik gibi sorunların, hukuk devleti ile güçler ayrılığının ortadan kalkmasının doğrudan bir sonucu olduğu belirtiliyor.
- Uzmanlar, mevcut siyasi yapı değişmedikçe ve tarım ile sanayi odaklı üretim ekonomisine geçilmedikçe kalıcı bir kalkınmanın imkansız olduğu görüşünde.
Türkiye’de yaşanan ekonomik darboğaz, siyaset ve ekonomi çevrelerinde yoğun tartışmalara konu olmaya devam ediyor. Deneyimli isim Örsan K. Öymen, mevcut ekonomik istikrarsızlığın tesadüfi olmadığını belirterek, krizin kökeninde yatan iki temel yapısal soruna dikkat çekti: Demokrasinin çöküşü ve üretim ekonomisinin tasfiyesi.
Demokrasi ve Ekonomi Arasındaki Kırılmaz Bağ
Örsan K. Öymen’in analizine göre, Türkiye’de gözlemlenen yüksek enflasyon, cari açık, borsa çöküşleri ve yerel para birimindeki değer kaybı, derin bir siyasi erozyonun semptomlarıdır. Hukuk devletinin işleyişindeki aksaklıklar, yargı bağımsızlığının zedelenmesi ve güçler ayrılığı ilkesinin rafa kaldırılması, yatırım ortamını doğrudan zehirlemektedir. Siyasetin ekonomiyi, ekonominin de siyaseti belirlediği bu sarmalda, demokratik kurumların zayıflaması ekonomik gelişmenin önündeki en büyük engeli teşkil ediyor.
Ülkenin geleceği adına atılan adımlarda, Türkiye ve İtalya’dan dev ekonomik hamle gibi uluslararası iş birlikleri umut verici olsa da, iç piyasadaki yapısal sorunlar bu tür girişimlerin etkisini sınırlı tutuyor.
Üretim Ekonomisinden Uzaklaşma Süreci
Öymen, ikinci temel neden olarak tarım, sanayi ve teknoloji alanındaki üretim eksikliğini işaret ediyor. Türkiye’nin geçmişte tarımda kendine yeten bir ülke konumundan, dışa bağımlı bir ithalatçıya dönüştüğünü hatırlatan Öymen, çiftçinin yalnız bırakılmasının kırsaldan kente göçü tetiklediğini savunuyor. Sanayi yatırımlarının ise savunma sanayisine indirgenerek çeşitliliğini kaybettiği, teknoloji devrimlerinin gerisinde kalındığı vurgulanıyor.
Ülke genelinde gündem oldukça yoğun; bir yanda ekonomi tartışılırken diğer yanda inşaat mühendisliğinin çınarı Prof. Dr. Uğur Ersoy hayatını kaybetti haberi akademi dünyasını yasa boğdu. Ancak ekonomik alanda inşaat ve finans sektörlerine aşırı odaklanılması, Türkiye’nin sürdürülebilir bir kalkınma modeline geçişini zorlaştırıyor.
Siyasi İstikrarsızlığın Ekonomik Faturası
Örsan K. Öymen, AKP iktidarının mevcut yönetim anlayışını “monarşik ve teokratik dikta” olarak tanımlayarak, bu yapının değişmediği sürece ekonomide iyileşme beklemenin bir hayal olduğunu ifade ediyor. Siyasetin rasyonel temellere oturtulmadığı bir ortamda, ekonomik göstergelerin iyileşmesi için gereken güven ortamının tesis edilemeyeceği belirtiliyor. Özetle, Türkiye’nin ekonomik kurtuluşu, üretim odaklı bir modelin yanı sıra demokratikleşme adımlarının atılmasına bağlanıyor.



