⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 446
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 07:14
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Donald Trump, İran rejimine yönelik askeri müdahale ve yeni bir anlaşma yapma seçenekleri arasında tarihi bir kararın eşiğinde olduğunu duyurdu.
- Trump, B-2 bombardıman uçaklarının kullanılmaması durumunda İran’ın nükleer silaha sahip olacağını iddia ederek askeri caydırıcılık vurgusu yaptı.
- Yaklaşan ABD ara seçimlerinde bazı Cumhuriyetçi adaylar düşen destek oranı nedeniyle Trump’ı kampanyalarından uzak tutmaya çalışırken, Demokratlar ise stratejilerini tamamen Trump karşıtlığı üzerine kuruyor.
Washington, ABD – Amerika Birleşik Devletleri’nde iç ve dış siyasetin merkez üssü yeniden hareketlendi. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika ve özellikle Tahran yönetimine yönelik yaptığı son açıklamalar, küresel jeopolitik dengeleri sarsacak nitelikte. Yaklaşan kritik ara seçimler öncesinde konuşan Trump, İran rejimine karşı askeri müdahale de dahil olmak üzere tarihi bir kararın eşiğinde olduğunu ima etti.
“Ya İyi Bir Anlaşma Ya Hiç”
Amerikan basınına özel demeçler veren Trump, Tahran yönetimiyle ilişkiler konusunda köşeli ifadeler kullandı. Trump, “Büyük bir karar vermek üzereyim. İçeri girip onları (İran rejimini) yok etmek mi istiyorum, yoksa istemiyor miyim? Bu büyük bir karar. Benim açımdan her şey olabilir” diyerek askeri seçeneğin masada olduğunu açıkça ilan etti. İran’ın halen kendileriyle bir anlaşma yapmak istediğini ancak buna henüz hazır olmadığını savunan eski Başkan, “Ya çok iyi bir anlaşma yapacağız ya da hiç anlaşma yapmayacağız” dedi.
İran’ın askeri kapasitesinin büyük bölümünü kendi dönemlerinde yok ettiklerini öne süren Trump, B-2 bombardıman uçaklarının kullanılmaması durumunda Tahran’ın çoktan nükleer silaha sahip olacağını iddia etti. İran ekonomisinin “daha önce hiç olmadığı kadar kötü” durumda olduğunu savunan Trump, “Zaten kazanıyoruz, bence eninde sonunda biz kazanacağız” ifadeleriyle iddiasını ortaya koydu.
Küresel Gerilim ve ABD’nin Askeri Politikaları
Trump’ın bu sert çıkışları, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bölgedeki operasyonların şeffaflığı tartışılırken, yakın zamanda basına sızan açıklanandan daha fazla ABD askeri oldu iddiaları Pentagon’un kayıpları gizlediği yönündeki tartışmaları derinleştirmişti. Diğer yandan, sınır hattında yaşanan İsrail Lübnan’ı Vurdu: Güney Sınırında Sıcak Temas ve Patlamalar! gelişmeleri de Washington’ın bölgeye yönelik askeri ve diplomatik hamlelerini doğrudan etkilemeye devam ediyor.
Cumhuriyetçiler Trump’ı Geri Plana İtiyor
Öte yandan, ABD iç siyasetinde 3 Kasım’da gerçekleştirilecek ara seçimler öncesinde dikkat çekici bir taktik savaş yaşanıyor. Cumhuriyetçi adaylar, Trump’ın son dönemde düşüş gösteren halk desteğinin kendi seçim kampanyalarına zarar vermesinden endişe ediyor. Yapılan son medya analizlerine göre, Cumhuriyetçilerin yayımladığı reklamların yalnızca çok kısıtlı bir bölümünde Trump’ın adına yer verilirken, adaylar daha çok doğrudan Demokrat rakiplerini hedef almayı tercih ediyor.
Demokrat Parti ise bu durumu bir avantaja çevirmek için stratejisini tamamen “Trump karşıtlığı” üzerine kurmuş durumda. Trump’ın radikal söylemlerini ve olası geri dönüşünü seçmen tabanını konsolide etmek için kullanan Demokratlar, kararsız seçmenleri kendi saflarına çekmeyi hedefliyor. Trump’ın gölgesinde geçecek olan bu seçimlerin, ABD’nin küresel askeri angajmanlarını nasıl şekillendireceği ise merak konusu.



