⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 384
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 09:29
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da boşanma aşamasındaki bir çiftin davasında, yerel mahkemenin kadına yoksulluk nafakası bağlanması yönündeki kararı Yargıtay’a taşındı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının düzenli emekli maaşı olduğunu ve tarafların gelirlerinin birbirine denk olduğunu tespit etti.
- Mahkeme, yoksulluk nafakası şartlarının oluşmadığına hükmederek kararı bozdu ve nafaka talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de boşanma davalarında nafaka tartışmaları yeni bir boyut kazandı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, son dönemde sıkça gündeme gelen “yoksulluk nafakası” uygulamasına dair emsal teşkil edecek bir karara imza attı. İstanbul’da görülen bir boşanma davasında, tarafların mali durumlarını detaylı bir şekilde inceleyen yüksek mahkeme, gelirleri birbirine yakın veya denk olan eşlere nafaka bağlanmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.
Dava Süreci Nasıl Gelişti?
İstanbul’da yaşayan bir çiftin, evlilik birliğinin temelden sarsılması gerekçesiyle açtığı karşılıklı boşanma davası, Bakırköy 13. Aile Mahkemesi’nde görülmüştü. Yerel mahkeme, tarafların boşanmasına ve davacı kadına yoksulluk nafakası bağlanmasına karar vermişti. Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin hükmünü hukuka uygun bularak tasdik etmişti. Ancak karara itiraz eden erkek tarafı, dosyayı Yargıtay’a taşıyarak hukuki mücadelesini sürdürdü.
Yargıtay’ın Gerekçeli Kararı: “Yoksulluk Şartları Oluşmadı”
Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma hükmünü onarken, nafaka kararını bozdu. Dairenin gerekçeli kararında, davacı kadının emekli olduğu ve düzenli, sabit bir gelirinin bulunduğu vurgulandı. Tarafların mali durumlarının birbirine yakın olması, “yoksulluk” kavramının hukuki tanımıyla bağdaştırılmadı.
Kararda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: “Tarafların gelir durumlarına ilişkin tespit karşısında, davacı kadın yararına yoksulluk nafakası koşulları oluşmamıştır. Davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” Bu karar, nafaka davalarında artık sadece boşanma durumuna değil, tarafların ekonomik refah düzeyine de odaklanılacağının sinyalini veriyor.
Ekonomik Denge ve Hukuki Perspektif
Hukuk çevreleri, bu kararın nafaka hukukunda “hakkaniyet” ilkesini güçlendireceğini savunuyor. Özellikle günümüzde emekliler ve çalışan kesim arasındaki ekonomik dengelerin, boşanma sonrasındaki nafaka yükümlülüklerinde belirleyici olması bekleniyor. Öte yandan, gündemdeki diğer önemli gelişmeler de dikkat çekiyor; örneğin Gaming Istanbul 2026 gibi teknolojik gelişmelerle birlikte toplumun farklı kesimlerini ilgilendiren hukuki süreçler yakından izlenmeye devam ediyor.
Bu karar, nafaka yükümlülüğünün artık “otomatik” bir süreç olmadığını, aksine tarafların mali durumlarının titizlikle analiz edilmesi gereken bir mekanizma olduğunu ortaya koyuyor. Yargıtay’ın bu yaklaşımı, boşanma davalarında nafaka beklentisi içinde olan taraflar için yeni bir dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.



