⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 365
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 12:36
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da görülen bir boşanma davasında yerel mahkemenin kadına yoksulluk nafakası bağlanması yönündeki kararı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından bozuldu.
- Yüksek mahkeme, kadının emekli olmasını, düzenli sabit gelirinin bulunmasını ve tarafların ekonomik durumlarının birbirine denk olmasını esas aldı.
- Bu emsal karar ile birlikte, gelir denkliği sağlanan ve düzenli geliri olan tarafların yoksulluk nafakası alamayacağı kuralı netlik kazandı.
Türkiye’de boşanma süreçlerinin en büyük hukuki ihtilaflarından biri olan nafaka konusunda Yargıtay’dan milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren tarihi bir emsal karar çıktı. Boşanma aşamasındaki çiftlerin ekonomik durumlarını mercek altına alan yargı sistemi, hakkaniyet terazisini yeniden kuracak bir karara imza attı. Eğitim alanındaki gelişmeler ve sosyal politikalar kadar toplumun yapı taşını ilgilendiren bu karar, nafaka davalarında yeni bir dönemin kapısını araladı.
İstanbul’daki Dava Yargıtay’dan Döndü
İstanbul’da yaşayan bir çiftin karşılıklı açtığı boşanma davasında yerel mahkeme, evlilik birliğinin temelden sarsıldığı gerekçesiyle tarafların boşanmasına ve kadına yoksulluk nafakası bağlanmasına hükmetti. İstinaf mahkemesinin de hukuka uygun bulduğu karar, davalı erkeğin itirazı üzerine temyiz yoluyla Yargıtay’a taşındı. Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin nafaka hükmünü oy birliğiyle bozdu.
Yüksek mahkemenin karar metninde, davanın taraflarının mali ve sosyal durumlarına dikkat çekildi. Davacı kadının emekli olduğu, düzenli ve sabit bir gelirinin bulunduğu, ayrıca tarafların ekonomik gelir düzeylerinin birbirine yakın ve denk olduğu tespit edildi.
“Yoksulluk Nafakası Koşulları Oluşmamıştır”
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası şartlarının bu davada gerçekleşmediğine vurgu yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu durum karşısında, davacı kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası koşulları oluşmamıştır. Davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”
Gündelik yaşamda karşılaşılan diğer toplumsal ve ekonomik olaylar, örneğin tarım ve hayvancılıkta atılan destekleyici adımlar gibi, adalet mekanizmasının da hakkaniyet odaklı dönüşümler geçirdiğini gösteriyor. Yargıtay’ın bu kararı, taraflardan birinin diğerine göre bariz bir yoksulluk içinde olmaması durumunda nafaka yükümlülüğünün kalkacağını net bir şekilde ortaya koydu.
Süresiz Nafaka Tartışmalarının Gölgesinde Yeni Dönem
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) geçtiğimiz aylarda boşanma davalarındaki “süresiz nafaka” uygulamasını iptal etmesinin ardından gelen bu karar, nafaka hukukunda köklü bir zihniyet değişiminin yaşandığını net bir şekilde gösteriyor. Hukukçular, bundan sonraki benzer davalarda mahkemelerin taraflar arasındaki “gelir denkliği” kıstasına çok daha büyük bir hassasiyetle yaklaşacağını belirtiyor.



