⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 390
🕐 Son Güncelleme: 19.09.2026 10:53
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da görülen bir boşanma davasında, yerel mahkemenin kadına yoksulluk nafakası bağlaması Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulundu.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının emekli olması ve eşiyle benzer gelir düzeyine sahip olmasını “yoksulluk” şartının oluşmadığına delil saydı.
- Bu karar, boşanma davalarında nafaka taleplerinde “gelir düzeyi” kriterinin artık belirleyici olacağını ortaya koyuyor.
Boşanma davalarında en çok tartışılan konuların başında gelen yoksulluk nafakası, Yargıtay’ın verdiği yeni bir kararla farklı bir boyuta taşındı. İstanbul’da görülen bir boşanma davasında, yerel mahkemenin “nafaka bağlanması” yönündeki hükmünü inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dikkat çekici bir içtihat kararına imza attı.
Yargıtay’dan “Denk Gelir” Vurgusu
Bakırköy 13. Aile Mahkemesi’nde görülen davada, çiftin boşanmasına ve kadına yoksulluk nafakası bağlanmasına karar verilmişti. İstinaf sürecinin ardından dosya, temyiz incelemesi için Yargıtay’a ulaştı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tarafların ekonomik durumlarını incelediğinde kadının emekli olduğunu ve düzenli bir geliri bulunduğunu tespit etti. Mahkeme, eşlerin gelir düzeylerinin birbirine yakın olduğunu belirterek, yoksulluk nafakası için aranan “yoksulluğa düşme” şartının oluşmadığına hükmetti.
Bu emsal karar, Türkiye’deki hukuk sisteminde nafaka uygulamalarının geleceği açısından büyük önem taşıyor. Özellikle Türkiye’nin 2027-2029 yatırım yol haritası ile ekonomik büyüme odaklı bir döneme girdiği şu günlerde, bireylerin kendi ayakları üzerinde durabilme kapasiteleri hukuk tarafından daha fazla gözetiliyor.
Yoksulluk Nafakası Nedir ve Hangi Şartlarda Bağlanır?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan nafaka talep edebilir. Ancak Yargıtay’ın bu kararı, “yoksulluk” kavramının sadece “eşten az kazanmak” değil, “temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olmak” şeklinde yorumlanması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Hukuki süreçlerin yanı sıra gündelik hayatta karşılaştığımız balkonlara neden pet şişe asıldığı gibi pratik çözüm arayışları veya toplumsal meseleler gibi, hukuk kararları da toplumun yaşam standartlarını doğrudan etkiliyor. Yargıtay, bu kararıyla nafakanın bir “zenginleşme aracı” değil, bir “destek mekanizması” olduğunu vurgulamış oldu.
Karar Neyi Değiştirecek?
Bu karar, boşanma aşamasındaki bireyler için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Artık mahkemeler, sadece evlilik birliğinin bitmiş olmasına değil, tarafların ekonomik bağımsızlığına ve gelir denkliğine çok daha titiz bir şekilde bakacak. Emekli maaşı, düzenli kira geliri veya sabit bir işi olan eşlerin, sadece eşlerinden daha düşük gelirli oldukları gerekçesiyle nafaka alabilmeleri eskisi kadar kolay olmayacak.
Sonuç olarak; hukuk sistemi, ekonomik verilerle desteklenen nesnel bir nafaka anlayışına doğru evriliyor. Bu durum, boşanma davalarındaki çekişmeli süreçlerin de yeniden şekillenmesine neden olabilir.



