Dünya

Atina’nın yeni kabusu: Türkler müdahale ederse ne olur?

Türk-Yunan ilişkilerinde GSI projesi krizi! Atina, Great Sea Interconnector nedeniyle Türkiye'nin olası müdahalesine karşı üç ayaklı plan hazırladı.

OKUMA AYARLARI
Atina’nın yeni kabusu: Türkler müdahale ederse ne olur?
Atina’nın yeni kabusu: Türkler müdahale ederse ne olur?
📍 Konum: Atina, Yunanistan
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 486
🕐 Son Güncelleme: 20.09.2026 03:38

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Atina, Girit’ten Güney Kıbrıs ve İsrail’e uzanan GSI elektrik bağlantı projesini yıl sonuna kadar yeniden başlatmayı hedefliyor.
  • Türkiye’nin projeye olası askeri ve diplomatik müdahalesinden çekinen Yunanistan, olası bir kriz için üç aşamalı acil durum planı hazırladı.
  • Yunan basınına göre Atina, krizin yönetimi için Fransa lideri Emmanuel Macron’un siyasi desteğine ve uluslararası baskı mekanizmalarına güveniyor.

Atina, Türkiye ile Yunanistan arasında son üç yıldır sürdürülen “sakin sular” dönemini tehlikeye atabilecek yeni bir jeopolitik hamleye hazırlanıyor. İki komşu ülke arasındaki diplomatik ilişkileri test etmesi beklenen en önemli başlık, Girit Adası’ndan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) ve oradan İsrail’e uzanacak olan deniz altı kablolu elektrik bağlantısı (Great Sea Interconnector – GSI) projesi oldu. Türkiye’nin stratejik itirazları nedeniyle yaklaşık iki yıl önce askıya alınan projenin yeniden canlandırılması, Doğu Akdeniz’deki dengeleri yeniden alt üst etmeye aday görünüyor.

Fransa Desteği ve Diplomasi Trafiği

Yunanistan yönetimi, projeyi hayata geçirirken Fransa’nın diplomatik ve mali desteğini arkasına almayı planlıyor. Atina yönetimi, yıl sonuna kadar deniz altı kablosunun döşenmesi çalışmalarına yeniden hız vermeyi umut ediyor. Yunan basınında yer alan analizlere göre, olası bir Türk müdahalesinin veya diplomatik krizin önüne geçilebilmesi adına Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un devreye girmesi bekleniyor. Ayrıca projenin çoğunluk hissesini satın alan Fransız Meridiam şirketinin sahada aktif rol oynaması da planın önemli bir parçasını oluşturuyor. Konunun, önümüzdeki günlerde New York’ta gerçekleşecek BM Genel Kurulu zirvesinde liderler düzeyinde de ele alınması beklenirken, benzer şekilde bölgedeki hassasiyetler artmaya devam ediyor. Bu süreçte ABD büyükelçiliklerinden Orta Doğu için güvenlik uyarısı gelmesi de Doğu Akdeniz genelindeki tedirginliği tırmandıran unsurlar arasında gösteriliyor.

Atina’dan Üç Aşamalı Kriz Senaryosu

Olası bir diplomatik ve askeri gerginliğe karşı hazırlıksız yakalanmak istemeyen Yunanistan, Ankara’nın sert tepki göstermesi ihtimaline karşı üç aşamalı kapsamlı bir kriz planı oluşturdu. Ta Nea gazetesinde yer alan detaylara göre, planın ilk aşamasında Türk Sahil Güvenlik unsurlarının bölgeye intikal etmesi durumunda, Yunanistan’ın da sahada sahil güvenlik düzeyinde karşılık vermesi öngörülüyor. Gerilimin düşmemesi halinde devreye girecek ikinci aşamada ise iki ülkenin dışişleri ve savunma bakanlıkları arasındaki diplomatik kanalların işletilmesi planlanıyor.

En riskli ve en uç senaryo olan üçüncü aşamada ise Türkiye’nin savaş gemilerini bölgeye sevk etmesi ihtimali değerlendiriliyor. Böyle bir gelişme karşısında Yunan Deniz Kuvvetleri’nin derhal sahaya çıkarılması öngörülüyor. Atina, sadece askeri karşılıkla kalmayarak Paris’in yanı sıra Washington, Avrupa Komisyonu ve NATO’nun diplomatik baskı mekanizmalarını devreye sokarak Türkiye’yi izole etmeyi hedefliyor. Bölgesel gelişmeler sadece deniz hatlarıyla sınırlı kalmazken, uluslararası arenada “Özgür Filistin” krizi. Sheeran sahnede ağladı: “Savunulamaz büyük felaket” başlığıyla yankı bulan kültürel ve siyasi olaylar da diplomatik gündemi meşgul etmeyi sürdürüyor.

Doğu Akdeniz’de Yeni Gerilim Kapıda mı?

Enerji arz güvenliği ve kıta sahanlığı iddialarının kesişim noktasında yer alan GSI projesi, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki haklarından taviz vermeyeceği yönündeki kararlı duruşuyla doğrudan çatışıyor. Türkiye’nin projeye yönelik hukuki ve fiili itirazları Atina’da stratejik bir korkuya dönüşmüş durumda. Sahadaki hareketliliğin yıl sonuna doğru artması beklenirken, tarafların atacağı adımlar Doğu Akdeniz’in gelecekteki güvenlik mimarisini belirleyecek kritik eşiklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir