⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 338
🕐 Son Güncelleme: 20.09.2026 08:03
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye’nin yeni bir anayasaya kavuşmasının “Türkiye Yüzyılı” vizyonu için kaçınılmaz bir hedef olduğunu açıkladı.
- Mevcut 1982 Anayasası’nın darbe ürünü olma özelliğini koruduğunu belirten Uçum, anayasa değişikliği sürecinde TBMM’nin 29. dönemini işaret etti.
- Yeni anayasa çalışmalarında ilk dört maddenin esaslarının korunacağını vurgulayan Uçum, sürecin demokratik bir katılımla yönetileceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye’nin gündemindeki en kritik başlıklardan biri olan yeni anayasa çalışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin 2 bin 200 yılı aşan devlet geleneğine vurgu yapan Uçum, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hedeflenen “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun temel taşlarından birinin sivil bir anayasa olduğunu belirtti.
“1982 Anayasası Artık İhtiyaçlara Cevap Vermiyor”
Uçum, mevcut anayasanın darbe ürünü olduğunu hatırlatarak, yapılan kısmi değişikliklerin anayasanın ruhunu değiştirmeye yetmediğini savundu. “1982 Anayasası’nın yürürlükte olan 154 maddesinin büyük bir kısmı hala darbe dönemi izlerini taşıyor” diyen Uçum, bu durumun demokratikleşme önünde bir engel teşkil ettiğini ifade etti. Bu süreçte yaşanan siyasi gelişmeler bazen uluslararası arenadaki diplomatik yansımalar gibi dikkatle takip edilirken, iç siyasette de anayasa meselesi birinci sıraya yerleşmiş durumda.
TBMM’de Yeni Anayasa Beklentisi
Yeni anayasa yapım sürecinin zamanlamasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan Uçum, TBMM’nin 28. döneminde bu ihtimalin masada olduğunu ancak 29. dönemin daha gerçekçi bir hedef olabileceğini belirtti. Siyasi liderliğin nihai kararı vereceği süreçte, Cumhur İttifakı’nın istikrarın lokomotifi olarak bu tarihi görevi üstleneceği mesajını verdi. Öte yandan, toplumun farklı kesimlerinde bu tür köklü değişimler merakla beklenirken, vatandaşlar sosyal hayata dair günlük yaşam kalitesini etkileyen gelişmeler gibi bu süreci de yakından takip ediyor.
Uçum, “ilk dört maddenin esaslarının korunacağını” net bir dille ifade ederek, muhalefetin veya bazı çevrelerin “anayasanın zaten değiştiği” yönündeki argümanlarını “boş ezber” olarak nitelendirdi. Vesayetçi yapıların tamamen tasfiye edilmesi ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin anayasal güvenceye kavuşturulması için yeni bir metnin şart olduğunu yineledi.
Sonuç olarak, Türkiye’nin yeni anayasa gündemi sadece hukuki bir metin değişimi değil, aynı zamanda devletin gelecek yüzyılını inşa edecek bir toplumsal sözleşme niteliği taşıyor. Siyasi kulislerde referandum seçeneğinin de bir “fırsat” olarak görülmesi, önümüzdeki dönemin oldukça hareketli geçeceğinin habercisi.



