⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 368
🕐 Son Güncelleme: 20.09.2026 07:53
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 1960 yılında İstanbul Moda’da 8 aylık hamile bir kadın ve 2 yaşındaki oğlu evlerinde boğularak öldürülmüş halde bulundu.
- Cinayetin baş şüphelisi olarak tutuklanan eşi Mustafa, 93 gün boyunca suçsuz olduğunu iddia ederek “Sabri’yi bulun” çağrısında bulundu.
- 93 günün sonunda gerçek katil Sabri’nin yakalanmasıyla Mustafa tahliye edildi ve olayın üzerindeki sis perdesi aralandı.
Türkiye’nin suç tarihine “Moda Cinayeti” olarak geçen ve 1960 yılının kış aylarında İstanbul’u sarsan o meşum olay, adaletin tecellisi adına ders niteliğinde bir süreci beraberinde getirdi. Kadıköy Moda’da 25 Ocak 1960 gecesi, sokakta “Adam öldürüyorlar!” diye bağıran genç bir adamın çığlığıyla başlayan süreç, 93 gün süren karanlık bir haksızlık hikayesine dönüştü.
Kan Donduran Cinayetin Detayları
Olay gecesi evine döndüğünde 8 aylık hamile eşi Feride ve 2 yaşındaki oğlunun cansız bedenleriyle karşılaşan Mustafa, yaşadığı şokun ardından yardım istemek için sokağa fırlamıştı. Olay yerine intikal eden polis ekipleri, anne ve çocuğun boğularak öldürüldüğünü belirledi. Ancak olay yerindeki deliller, soruşturmanın ilk aşamalarında okları doğrudan eş Mustafa’ya çevirdi. Evdeki kan lekeleri ve Mustafa’nın çelişkili ifadeleri, dönemin cinayet masası ekiplerinin dikkatinden kaçmadı.
Mustafa, ifadesinde karanlık odaya girdiği sırada kafasına darbe aldığını ve saldırganın evden kaçtığını savundu. Ancak yetkililer, Mustafa’nın anlatımlarının cinayet mahallindeki bulgularla tam olarak örtüşmediğini öne sürerek onu tutukladı. Mustafa, cezaevinde geçirdiği 93 gün boyunca tek bir şeyi tekrarladı: “Ben yapmadım, Sabri’yi bulun!”
93 Günlük Sessizliğin Sonu
Mustafa’nın ısrarlı çağrıları, Cinayet Masası ekiplerinin farklı bir iz sürmesine yol açtı. Yapılan derinlemesine araştırmalar sonunda, aranan kişi “Sabri” yakalandı. Sabri’nin üzerinde çıkan kendi arama kaydı ve deliller, cinayetin gerçek failini ortaya koydu. Bu gelişme, Mecidiyeköy’de yaşanan bir kaza haberi kadar hızlı yayılarak kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Masum olduğu anlaşılan Mustafa, 95 günün sonunda özgürlüğüne kavuştu.
Bu olay, sadece bir cinayet dosyası değil, aynı zamanda delil toplama ve suçlu profilini belirleme süreçlerinin ne kadar hassas olduğunu gösteren tarihi bir vaka olarak kayıtlara geçti. Benzer şekilde, güncel haber gündeminde Hatay’da köpeği vuran caninin savunması gibi olaylar toplumsal vicdanı yaralamaya devam ederken, 1960’ların adaleti 93 günde yerini bulmuştu.
Tarihi olaylar, bazen günümüzün karmaşık dünyasında adalet arayışımıza ışık tutmaya devam ediyor. Adaletin gecikmesi, hukukun en büyük sınavlarından biridir; ancak gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkması, hukuka olan güveni pekiştiren en önemli unsurdur.



