Kültür Sanat

Yapay Zekâ Şirketleri “Project Panama” ile Milyonlarca Kitabı Yok Ediyor

Yapay zekâ devi Anthropic'in devasa kitap koleksiyonlarını tarayıp imha ettiği ortaya çıktı. "Project Panama" skandalı sanat dünyasını ve kütüphaneleri sarstı.

OKUMA AYARLARI
Yapay Zekâ Şirketleri "Project Panama" ile Milyonlarca Kitabı Yok Ediyor
Yapay Zekâ Şirketleri "Project Panama" ile Milyonlarca Kitabı Yok Ediyor
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 380
🕐 Son Güncelleme: 20.09.2026 10:19

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Yapay zekâ şirketi Anthropic’in, Büyük Dil Modellerini (LLM) eğitmek amacıyla milyonlarca kitabı satın alıp taradıktan sonra fiziksel olarak imha ettiği “Project Panama” girişimi gün yüzüne çıktı.
  • Şirket içi belgelerde, “dünyadaki tüm kitapları yıkıcı yöntemlerle tarama” hedefi ve bu sürecin gizli tutulması gerektiğine dair talimatlar yer alıyor.
  • Sanat dünyası ve araştırmacılar, nadir ve antika eserlerin yapay zekâ uğruna yok edilmesine tepki göstererek, dijitalleşme sürecinin kültürel mirasa verdiği zararı tartışıyor.

Modern teknoloji dünyası, yapay zekânın sınırlarını zorlarken, bu gelişimin perde arkasındaki “yıkıcı” yöntemler sanat ve edebiyat çevrelerinde büyük bir infiale yol açtı. Yapay zekâ modellerini beslemek isteyen teknoloji şirketlerinin, milyonlarca kitabı satın alıp dijitalleştirdikten sonra fiziksel varlıklarını ortadan kaldırdığı ortaya çıktı. Bu durum, sadece bir telif hakkı tartışması değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması adına da ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Project Panama: Kitapların Sessiz Sonu

Anthropic adlı yapay zekâ şirketi hakkında açılan bir dava, şirketin “Project Panama” kod adlı girişimi kapsamında gerçekleştirdiği operasyonu gözler önüne serdi. Şirketin, altı aylık bir süre zarfında yaklaşık 2 milyon kitabı satın aldığı, ciltlerini sökerek sayfalarını taradığı ve ardından bu nadir eserleri geri dönüşü olmayacak şekilde parçaladığı iddia ediliyor. Şirket içi belgelerde geçen, “Dünyadaki bütün kitapları yıkıcı yöntemlerle tarama girişimimizdir” ifadesi, yapay zekâ devlerinin veriye ulaşma konusundaki acımasız yaklaşımını özetliyor.

Bu süreç, teknolojik dönüşümün sadece yazılım dünyasında değil, fiziksel dünyada da nasıl yıkıcı etkiler yaratabileceğini kanıtlıyor. Kitap satıcıları, ikinci el piyasasında yaşanan ani hareketliliğin ardından alıcıların aslında yapay zekâ şirketleri olduğunu fark ettiklerinde, ellerindeki antika eserlerin “dijital birer veri setine” dönüştürülüp çöpe atılacağını tahmin edememişlerdi.

Sanatçılar ve Araştırmacılar İçin Bir Kayıp

Sanat dünyası için kitaplar, sadece bilgi kaynağı değil, aynı zamanda ilhamın ve yaratıcılığın fiziksel kanıtlarıdır. Ayşegül Sönmez’in Çağdaş Sanat Var Mı? kitabında da belirttiği gibi, sanatın ve emeğin niteliği, dijitalleşen dünyada sorgulanmaya devam ediyor. Jess’in kolajlarından Marta Minujín’in ikonik Kitaplar Parthenonu yerleştirmesine kadar pek çok sanat eseri, fiziksel kitaplara erişim sayesinde vücut bulmuştur.

Pek çok sanatçı, yapay zekâ ajanlarının eğitilmesi adına bu eserlerin yok edilmesinden derin bir rahatsızlık duyuyor. Tıpkı günümüzde Borsa İstanbul’daki operasyonlar gibi ekonomi ve teknoloji dünyasında şeffaflık beklenirken, kültürel varlıkların gizlice yok edilmesi, “bilgiye erişim” kavramının etik sınırlarını aşmış durumda.

Araştırma temelli sanat pratikleri, sanat tarihçilerinin eski kitaplar üzerinden yürüttüğü çalışmalar ve nadir baskıların sağladığı dokunsal deneyim, dijital kopyalara sığdırılamaz. Eğer teknoloji devleri bu yıkıcı süreci devam ettirirse, gelecekte sadece “yapay zekâ tarafından onaylanmış” verilerle sınırlı bir kültürel hafızaya sahip olacağız.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir