⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 374
🕐 Son Güncelleme: 21.09.2026 07:34
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, ABD’nin olası bir yeni saldırısına karşı savunma ve saldırı stratejilerinin tamamen değişeceğini açıkladı.
- Tahran yönetimi, yeni nesil silahlarla daha önce hedef alınmamış noktaların vurulacağını ve bölgedeki askeri dengelerin sarsılacağını savunuyor.
- İran, ABD hegemonyasının bölgede sona erdiğini ve artık yeni düzeni kendilerinin belirlediğini iddia ederek uzun süreli bir çatışmaya hazır olduklarını vurguladı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölgesel gerilimi tırmandıracak çok sert bir açıklamayla dünya gündemine oturdu. Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, katıldığı bir televizyon programında ABD ve İsrail’in olası yeni saldırı ihtimallerini değerlendirirken, Tahran’ın stratejik bir doktrin değişikliğine gittiğini ifade etti.
“Yeni Bir Saldırı, Yeni Bir Savaş Coğrafyası Demektir”
Muhibbi, yaptığı açıklamada, “Eğer yeni bir saldırı olursa savunmamız ve saldırılarımız ciddi şekilde değişecektir. Yeni bir saldırı olursa silah ve savaşın coğrafyasını değiştireceğiz” ifadelerini kullandı. Bu söylem, İran’ın çatışmaları sadece kendi sınırlarında değil, çok daha geniş bir alana yayma potansiyeline sahip olduğu şeklinde yorumlandı. Muhibbi, “Yeni kabiliyetlerle donatılmış yeni silahları sahaya süreceğiz ve dünya şaşkına dönecek” diyerek, askeri envanterlerinde daha önce görülmemiş teknolojilerin bulunduğuna dikkat çekti.
Gündemdeki bu gerilimli süreçte, bölgesel gelişmeler de yakından takip ediliyor. Tıpkı Yunanistan ile Türkiye arasındaki Ege gerilimi gibi, uluslararası arenadaki her hamle küresel bir domino etkisi yaratıyor. İran cephesinden gelen bu açıklamalar, bölgedeki askeri üslerin güvenliğini bir kez daha tartışmaya açtı.
“Eski Hedefler Geride Kaldı”
İranlı yetkili, stratejik hedeflerin güncellendiğini belirterek, “Hedefimiz eski hedeflerimiz değil. Henüz saldırılmamış yeni hedefler belirledik” dedi. Bu durum, Orta Doğu’daki ABD üslerinin ve müttefik stratejik noktalarının çok daha kapsamlı bir tehdit altında olduğu anlamına geliyor. Muhibbi, ABD’nin bölgedeki askeri hegemonyasının bittiğini savunarak, İran’ın artık bölgedeki yeni düzenin kurucu aktörü olduğunu ileri sürdü.
Diğer yandan, dünyada ve ülkemizde hayatın diğer alanları da kendi gündemini oluşturmaya devam ediyor. Örneğin, sağlıklı beslenme konusundaki yeni araştırmalar veya mevsimsel hava durumu değişiklikleri halkın öncelikli gündemleri arasında yer alıyor. Ancak Tahran’dan yükselen bu sesler, jeopolitik risklerin önümüzdeki dönemde çok daha baskın olacağını gösteriyor.
Devrim Muhafızları, uzun süreli bir savaşa karşı her zamankinden daha hazırlıklı olduklarını belirterek, ordunun temel görevinin ülkeyi savunmak olduğunu ve diplomasi masasında yer almadıklarını vurguladı. ABD’nin bölgedeki varlığını “algı yönetimi” olarak nitelendiren Muhibbi, bu üslerin İran tarafından etkisiz hale getirilebilecek kapasitede olduğunu savundu.



