⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 425
🕐 Son Güncelleme: 21.09.2026 11:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Çanakkale’de yaptığı açıklamada son su ürünleri tebliğ değişikliklerinin balıkçılıktaki kaotik yapıyı çözmekten uzak olduğunu belirtti.
- Mevcut sistemin 1930’lu yılların temellerine dayandığını ve parçalı kararların sorumluluk karmaşası yaratarak sorunları derinleştirdiğini vurguladı.
- Sarı, balıkçılık sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için bütünsel ve “ekosistem esaslı” bir modele acilen geçilmesi gerektiğini savundu.
Türkiye’nin denizlerindeki avcılık politikaları ve su ürünleri yönetimindeki yapısal sorunlar her geçen gün derinleşmeye devam ediyor. Son yayımlanan su ürünleri tebliğlerindeki değişiklikleri değerlendiren Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, mevcut parçalı düzenlemelerin sektördeki kaotik yapıyı çözmeye yetmediğini net bir şekilde ifade etti. Çanakkale’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan deneyimli akademisyen, yapılan düzenlemelerin adeta “kırk yamalı bohçaya” döndüğünü kaydetti.
“Kırk Yamalı Sistem Tebliğlerle Düzelmez”
Türkiye balıkçılığında iyiye gidiş sağlanamayacağını vurgulayan Sarı, son tebliğ değişikliğini kırk yamalı bir sistemin yeni bir halkası olarak değerlendirdi. Kotanın ve av ertelemelerinin stoklar üzerindeki baskıyı azaltma yönünde iyi niyetli adımlar olduğunu kabul eden uzman isim, buna rağmen bu hamlelerin sürdürülebilirliği sağlamaktan çok uzak olduğunun altını çizdi. Bütünsel ekolojik bakış açısından yoksun ve tür esaslı bu anlayışın ne balıkçıyı, ne bilim insanlarını ne de tüketicileri memnun edebileceğini dile getirdi.
Gündemdeki ekonomik gelişmeler ve sektörün yaşadığı sıkıntılar sadece denizcilikle sınırlı kalmıyor. Tıpkı Uçak Bileti Alacaklar Dikkat: Jet Yakıtı Krizi Fiyatları Vuracak haberinde olduğu gibi, artan girdi maliyetleri ve ekonomik krizler üretimden tüketime kadar her kalemi doğrudan etkiliyor.
Parçalı Kararlar Kaotik Yapıyı Derinleştiriyor
Türkiye’de balıkçılık yönetiminin 1930’lu yıllarda atılan köhne temellere dayandığını aktaran Prof. Dr. Mustafa Sarı, sistemin sadece ekonomik önemi yüksek hedef türlere odaklandığına dikkat çekti. Denetim yetkisinin birden çok kuruma dağıldığını kaydeden akademisyen, mevcut yapının ciddi bir sorumluluk karmaşası yarattığını açıkladı.
Sorunun bireylerden veya yöneticilerden değil, doğrudan sistemin kendisinden kaynaklandığını belirten Sarı, yıllar içindeki kurum ve yönetim değişikliklerine rağmen kötüye gidişin engellenemediğini söylüyor. Aşırı destekleme politikaları sonucunda filolardaki avcılık gücünün ve sermaye birikiminin kontrolden çıktığını bildiren Sarı, mazot ve diğer yüksek girdi maliyetleri düşürülmeden balıkçıların kazanç sağlamasının imkansız olduğunu vurguladı.
Bilimsel Kaygılar ile Balıkçı Talepleri Arasında Çelişki
Son tebliğ değişikliğinde yönetim otoritesinin zıt beklentileri dengelemek adına hassas bir işçilik yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Mustafa Sarı, alınan kararlardaki çelişkilere değindi. İstavrit avcılığına kota konulması ve balık unu ile yağı fabrikalarına satış yasağı getirilmesiyle bilimsel kaygıların dikkate alındığını, fakat aynı türde avlanabilir boy sınırının 13 santimetreden 12 santimetreye çekilerek aşırı avlanan stoğa yük bindirildiğini aktardı. Ülke genelinde yaşanan bu yapısal dönüşüm tartışmaları, tıpkı Türkiye Innovation Week 2026: Geleceğin Teknolojisi İnsanla Buluşuyor zirvesinde ele alınan yenilikçi ve bütüncül yaklaşımların tüm sektörler için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.



