Gündem

Yargıtay’dan Emsal Karar: Çocuk Baskısı Boşanmada Ağır Kusur Sayıldı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, evlilikte çocuk sahibi olma konusunda eşe uygulanan psikolojik baskıyı ağır kusur ve kişilik haklarına saldırı olarak tanımladı.

OKUMA AYARLARI
Yargıtay'dan Emsal Karar: Çocuk Baskısı Boşanmada Ağır Kusur Sayıldı
Yargıtay'dan Emsal Karar: Çocuk Baskısı Boşanmada Ağır Kusur Sayıldı
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 398
🕐 Son Güncelleme: 21.09.2026 09:34

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, evlilik birliği içerisinde eşe yönelik uygulanan “çocuk sahibi olma” baskısını hukuken ağır kusur olarak tescil etti.
  • Bakırköy 9. Aile Mahkemesi’nin “tam kusurlu” bulduğu erkek eş, İstinaf mahkemesinde “az kusurlu” bulunmuştu; ancak Yargıtay bu kararı bozdu.
  • Karar, evlilikteki psikolojik şiddetin tazminat hukuku açısından ne denli belirleyici olduğunu ortaya koyan emsal bir içtihat niteliği taşıyor.

Türkiye’de aile hukukunu yakından ilgilendiren ve binlerce çifti doğrudan etkileyebilecek kritik bir Yargıtay kararı kamuoyuna yansıdı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, evlilik birliği içerisinde eşin çocuk sahibi olma konusundaki ısrarlı taleplerini “psikolojik baskı” ve “kişilik haklarına saldırı” kapsamında değerlendirerek, bu tutumu boşanma davasında ağır kusur olarak kabul etti.

Davanın Arka Planı: İşini Bıraktı, Şehir Değiştirdi

Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre, evliliğin başlangıcında eşinin talebiyle kendi kariyerini bir kenara bırakıp farklı bir şehre taşınan kadın, evlilik süresince ağır bir psikolojik süreçten geçti. Eşinin çocuk sahibi olma konusundaki baskılarının yanı sıra, güven sarsıcı mesajlaşmaların da evlilik birliğini temelinden sarstığını belirten kadın, boşanma davası açtı. Bu hukuki süreç, günümüzde reel kesim güven endeksi gibi toplumsal dinamiklerin değiştiği bir dönemde, aile kurumunun içsel huzuruna dair önemli bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

Yerel Mahkeme ve İstinaf Arasındaki Görüş Ayrılığı

Bakırköy 9. Aile Mahkemesi, davanın ilk aşamasında erkeği “tam kusurlu” bularak kadın lehine nafaka ve tazminat ödenmesine hükmetti. Ancak kararın taşındığı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf), erkeğin kusurunu hafifleterek kadını da “az kusurlu” saydı. Bu durum, tazminat miktarlarının düşmesine neden oldu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise yerel mahkemenin kararını destekleyen bir duruş sergileyerek, psikolojik baskının evlilik birliğindeki yıkıcı etkisini onayladı.

Hukuk uzmanları, bu kararın sadece boşanma süreçlerini değil, aynı zamanda aile içi şiddet tanımlarını da genişlettiğini ifade ediyor. Ekonomik verilerde yaşanan gümrüklerde yapay zeka dönemi gibi dijitalleşen dünyada, bireylerin kendi bedenleri ve gelecekleri üzerindeki iradelerinin korunması, yargı tarafından artık daha hassas bir dengeyle takip ediliyor.

Kişilik Haklarına Saldırı Olarak Psikolojik Baskı

Yargıtay’ın bu kararı, evlilikte çocuk sahibi olmanın tarafların ortak kararı olması gerektiğini ve bir tarafın diğerine bu konuda baskı yapmasının “kişilik haklarına saldırı” teşkil ettiğini netleştiriyor. Benzer şekilde, ruh sağlığı araştırmaları da bireyler üzerindeki baskının uzun vadeli travmalara yol açtığını doğrular nitelikte.

Sonuç olarak, bu karar boşanma aşamasındaki çiftler için tazminat hesaplamalarında “kusur” dengesini değiştirecek nitelikte bir emsal teşkil ediyor. Artık sadece fiziksel şiddet değil, çocuk baskısı gibi psikolojik şiddet türleri de mahkemelerde ağır kusur olarak cezalandırılıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir