⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 383
🕐 Son Güncelleme: 22.09.2026 11:13
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’taki 81. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda, BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısının değişmesi gerektiğini vurguladı.
- Erdoğan, küresel sorunların çözümünün birkaç ülkenin inisiyatifine bırakılamayacağını belirterek, veto imtiyazının tamamen kaldırılmasını talep etti.
- Önerilen yeni modelde, daimi üyeliğin olmadığı ve üyelerin Genel Kurul tarafından belirli sürelerle seçildiği, daha hesap verebilir bir yapı hedefleniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında New York’ta uluslararası sistemin geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu. Küresel güç dengelerinin İkinci Dünya Savaşı sonrası şartlarına göre şekillendiğini belirten Erdoğan, mevcut yapının artık dünya sorunlarına çözüm üretmekten uzak olduğunu ifade etti.
“Dünya 5’ten Büyüktür” Vizyonu Yeniden Gündemde
Bloomberg için kaleme aldığı makalede ve temaslarında veto hakkının kaldırılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır,” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, sadece birkaç devletin iradesiyle küresel barışın sağlanamayacağını, daha adil bir dünya düzeni için BM Güvenlik Konseyi reformu sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.
Bu reform arayışları, küresel iklim krizi ve çevresel felaketler gibi insanlığın ortak sorunlarına çözüm arayan Türkiye’nin COP31 vizyonu ile de paralellik gösteriyor. Erdoğan, sadece askeri ve siyasi değil, aynı zamanda iklim ve enerji güvenliği gibi konularda da daha demokratik bir BM yapısının şart olduğunu vurguluyor.
Yeni Bir Yönetim Modeli Önerisi
Erdoğan’ın sunduğu reform paketinde, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelik statüsünün kaldırılması ve üyelerin Genel Kurul tarafından belirli bir süre için seçilmesi öngörülüyor. Bu sayede karar alma sürecinin tekelleşmesinin önüne geçilmesi ve küresel toplumu temsil eden gerçek bir hesap verebilirlik mekanizmasının kurulması hedefleniyor.
Diğer yandan, uluslararası arenadaki bu hareketlilik, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara New York’ta gerçekleştirdiği temaslar gibi bölgesel liderlerin de yoğun diplomasi trafiğine sahne oluyor. Küresel sistemin tıkanıklığı, farklı coğrafyalardan gelen liderlerin BM çatısı altında yeni stratejiler geliştirmesine neden oluyor.
Erdoğan, hiçbir devletin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini kalıcı biçimde engelleyememesi gerektiğini belirterek, “Dünya 5’ten büyüktür” ilkesi etrafında geniş bir koalisyon kurulması çağrısını yineledi. Bu çağrı, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda somut bir yol haritası olarak uluslararası diplomasi literatürüne girmiş durumda.
Cumhurbaşkanı, Amerikan iş dünyasının temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerde ise Türkiye’nin savunma sanayisi, enerji ve ticaret alanlarında ABD ile olan ilişkilerini stratejik ortaklık temelinde derinleştirme arzusunu da yineledi. Bu adımlar, Türkiye’nin hem bölgesel bir güç hem de küresel sistemin reforme edilmesinde kilit bir aktör olma vizyonunu destekliyor.



