⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 390
🕐 Son Güncelleme: 22.09.2026 14:58
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İklim değişikliğinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediği, yoksullar ve kırılgan grupların daha büyük risk altında olduğu açıklandı.
- Boğaziçi Üniversitesi ve CAN Europe uzmanları, iklim politikalarının merkezine “iklim adaleti”nin yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
- UNICEF verilerine göre dünya genelinde yüz milyonlarca çocuk aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi iklim krizinin çoklu tehlikeleriyle karşı karşıya bulunuyor.
Dünya genelinde etkisini artıran küresel ısınma ve çevre sorunları, yalnızca ekolojik bir tehdit olmanın ötesinde derin bir toplumsal adalet krizine dönüşmüş durumda. İklim krizi, gelir düzeyi, yaş, çalışma koşulları ve sağlık durumu gibi faktörlere bağlı olarak insanları farklı derecelerde etkiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, krizin yarattığı eşitsizliklere dikkat çekerek acil bir enerji ve çevre politikası dönüşümü çağrısında bulundu.
İklim Adaleti Neden Hayati Önem Taşıyor?
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim krizinin toplumun tüm kesimlerini aynı oranda vurmadığının altını çizdi. Yoksullar, açık alanda çalışan emekçiler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin krizin ön saflarında yer aldığını belirten Türkeş, iklim politikalarının merkezine mutlaka iklim adaletinin konulması gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Türkeş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Kliması olmayan bir evde yaşayan yaşlı bir yurttaş ile yüksek gelir grubundaki bir kişinin etkilenme düzeyi aynı değildir. Açık alanda çalışan emekçiler ve kronik hastalar çok daha yüksek risk altındadır” dedi. Öte yandan, artan kuraklık ve aşırı hava olaylarının gıda fiyatlarını yukarı çekerek düşük gelirli haneler üzerindeki ekonomik baskıyı katbekat artırdığına dikkat çekildi.
Çalışanlar ve Kömür Bölgeleri İçin Koruma Stratejisi
CAN Europe Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise enerji dönüşümünün sosyal boyutuna odaklanılması gerektiğini belirtti. Katısöz, gerçekleştirilecek yeşil dönüşüm hamlelerinin çalışanları ve kömür bölgelerindeki yerel ekonomileri koruyacak şekilde titizlikle planlanmasının şart olduğunu vurguladı. Sürdürülebilir bir gelecek inşa edilirken ekonomik istikrarın ve istihdamın korunması, finans piyasalarındaki gelişmeler gibi makroekonomik dengelerle de yakından ilişkilendiriliyor; nitekim uzmanlar piyasa düzenlemeleri ve sosyal politikaların eş güdümlü yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
Çocuklar En Büyük Risk Altındaki Grup
Uluslararası kuruluşların yayımladığı son raporlar da tablonun vahametini gözler önüne seriyor. UNICEF’in yayımladığı Çocukların İklim Riskleri Raporu, dünya genelinde 1,1 milyar çocuğun en az üç örtüşen iklim tehlikesine maruz kaldığını ortaya koydu. Kuraklık, aşırı sıcaklar ve sıcak hava dalgaları, yüz milyonlarca çocuğun aynı anda karşı karşıya kaldığı en yaygın üçlü risk kombinasyonunu oluşturuyor. Uzmanlar, sıcaklık stresinin yanı sıra bu krizin çocukların eğitim hakkını ve temel yaşam koşullarını da doğrudan tehdit ettiğinin altını çiziyor.



