⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 534
🕐 Son Güncelleme: 23.09.2026 02:55
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski AP Milletvekili ve emekli büyükelçi Ozan Ceyhun, Berlin Eyalet Parlamentosu seçim sonuçlarını değerlendiren Türk medyasını sert bir dille eleştirdi.
- Ceyhun, seçimlerde yüksek oy alan Sol Parti’nin (Die Linke) Türk kökenli adayı Elif Eralp üzerinden yapılan değerlendirmelerin yetersiz olduğunu ve partinin Türkiye karşıtı politikalarının göz ardı edildiğini savundu.
- Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarının Avrupa ve Almanya siyasetine yabancı kaldığını belirten Ceyhun, Sol Parti’nin ekonomi politikalarını da eleştirdi.
Ankara, Türkiye – Almanya’nın başkenti Berlin’de 20 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen Eyalet Parlamentosu seçimleri, Türk siyaset ve medya kulislerinde geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Seçim sonuçlarının ardından, eski AP Milletvekili ve emekli büyükelçi Ozan Ceyhun sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sert değerlendirmelerle dikkatleri üzerine çekti. Ceyhun, Türk medyasının Almanya’daki siyasi dinamiklere yeterince hâkim olmadığını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Berlin Seçimlerinde Sol Parti ve Elif Eralp Faktörü
Berlin’de yapılan eyalet seçimlerinde Sol Parti (Die Linke), ikinci oylar bakımından yüzde 25,7 gibi dikkat çekici bir oranla en yüksek oyu alan parti konumuna yükseldi. Bu başarının arkasındaki en önemli isimlerden biri olan ve Türk sığınmacı bir ailenin kızı olarak bilinen Elif Eralp, özellikle konut politikaları üzerine kurduğu seçim kampanyasıyla ön plana çıktı. Eralp’ın Türk kökenli olması, Türkiye’deki medya kuruluşlarının da seçimlere olan ilgisini doğrudan artırdı.
Ancak bu ilgi, deneyimli diplomat Ozan Ceyhun tarafından “yzeysel” bulundu. Ceyhun, seçim sonuçlarının Türkiye’de ele alınış biçimini eleştirerek, medya mensuplarının Avrupa siyasetini okuma biçimini sorguladı.
“Almanya Siyasetine Fransız Kaldınız” Çıkışı
Seçim sonuçlarının Türkiye’deki yansımalarını değerlendiren Ozan Ceyhun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Berlin Eyalet Parlamentosu seçiminin ardından Türkiye medyasının Almanya’ya ne kadar Fransız kaldığını gülerek izliyorum” ifadelerini kullandı. Ceyhun, Sol Parti’nin sadece köken üzerinden sempatik bulunmasını eleştirerek, partinin Türkiye’ye yaklaşımının ve ekonomi programının göz ardı edilmesini eleştiri oklarının hedefi haline getirdi.
Benzer şekilde, uluslararası arenada yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler de yakından takip ediliyor. Tıpkı dış politikadaki bu kritik dönemeçler gibi, Türkiye’nin iç ekonomik dengeleri ve altyapı projeleri de kamuoyunu meşgul ediyor. Öyle ki, geçtiğimiz günlerde gündeme gelen Yavuzyılmaz hesapladı: Avrupa Otoyolu özelleştirilirse ücret 780 TL’ye çıkabilir haberi de vatandaşların ekonomi ve maliyetler konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne sermişti. Siyasetçilerin ve analistlerin hem iç politikada hem de dış politikada attığı adımlar bu yüzden yakından izleniyor.
Ekonomi Politikaları ve Siyasi Eleştiriler
Ozan Ceyhun, Die Linke’nin başarısını olumlu karşılayan bazı Türk medya mensuplarının, partinin Türkiye’ye ilişkin siyasi tutumunu bilmediğini vurguladı. Partinin ekonomi programını da kendi değerlendirmesiyle “felaket” olarak nitelendiren Ceyhun, sosyal refah, altyapı ve iklim dönüşümü odaklı programların Berlin ve Almanya ekonomisi için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini savundu. Sol Parti ise ekonomi politikasını kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi ve çalışanların desteklenmesi üzerine inşa ettiğini savunarak bu eleştirilere karşılık veriyor.
Uluslararası ilişkilerdeki bu tür stratejik değerlendirmeler, dış politikanın ne kadar çok katmanlı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Küresel diplomasi trafiği hız kesmeden devam ederken, dünyadan gelen diplomatik hamleler de tıpkı Almanya seçimlerinde olduğu gibi yakından takip ediliyor. Özellikle devlet liderlerinin açıklamaları ve kritik temaslar, dış politika yazarlarının odağında yer alıyor. Tıpkı ABD Başkanı Trump: Erdoğan çok iyi bir dostum başlığıyla yansıyan diplomatik diyaloglar gibi, ülkeler arası ilişkilerin geleceği bu tür stratejik analizlerle şekilleniyor.
Sonuç olarak, Ozan Ceyhun’un çıkışı, Türk medyasının dış politika ve diaspora siyasetini ele alırken daha derinlemesine analizler yapması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.



