⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 401
🕐 Son Güncelleme: 23.09.2026 11:57
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen enerji dönüşümü toplantısında küresel israfa dikkat çekti.
- Erdoğan, her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğe eş değer gıdanın israf edildiğini vurgulayarak, tek kullanımlık ürünlere dayalı tüketim alışkanlıklarının iklim krizini tetiklediğini belirtti.
- Kalıcı çözüm için enerji üretimini artırmaktan ziyade, tüketim alışkanlıklarının kökten değiştirilmesi ve dayanıklı ürünlere geçilmesi gerektiğini savundu.
BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, New York’ta bulunan Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde gerçekleşen “Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu” toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve UEA İcra Direktörü Fatih Birol’un da katıldığı etkinlikte, küresel iklim krizinin kök nedenlerine dair çarpıcı bir analiz sunan Erdoğan, modern dünyanın “kullan-at” odaklı tüketim modelini sert bir dille eleştirdi.
“Doğa Kendi Dilinde İkaz Ediyor”
Emine Erdoğan, konuşmasında son yıllarda artan sıcaklık rekorları, orman yangınları ve sel felaketlerine değinerek, bu olayların sıradanlaşmasının aslında doğanın “hal lisanı” olduğunu belirtti. İklim krizinin sadece bir enerji sorunu değil, aynı zamanda bir tüketim krizi olduğunu ifade eden Erdoğan, “Her yıl küresel olarak 5,8 trilyon tabak yemeğe eş değer gıda tüketilmeden israf ediliyor” diyerek tablonun vahametini gözler önüne serdi. İnsanlığın bugün karşı karşıya olduğu enerji ihtiyacının, sınırsız tüketim alışkanlıklarının bir sonucu olduğunu vurgulayan Erdoğan, ekonomik büyüme modellerinin de bu çevre bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini işaret etti.
Kökten Çözüm İçin “Sürdürülebilirlik” Vurgusu
Enerji dönüşümü meselesinin yalnızca “daha fazla temiz enerji üretimi” sorusuna indirgenmemesi gerektiğini savunan Emine Erdoğan, asıl sorunun “Neden daha çok enerji üretmek zorundayız?” olması gerektiğini belirtti. Erdoğan, “Şapkamızı önümüze koyup kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı düşünmeliyiz. Kalıcı çözüm, semptomları yönetmekten ziyade onları var eden kök nedenleri ortadan kaldırmaktır” ifadelerini kullandı. Bu süreçte çevresel değerlerin korunması adına yerel yönetimlerden uluslararası kurumlara kadar herkesin üzerine düşen sorumluluklar olduğunu hatırlattı.
Dünyanın dört bir yanındaki teknolojik gelişmeler, özellikle yapay zeka ve inovasyon alanındaki ilerlemeler, bu dönüşümü desteklemek için bir fırsat olarak görülüyor. Örneğin, matematik dünyasındaki gelişmeler gibi bilimsel ilerlemelerin, kaynak verimliliği konusunda da veriye dayalı stratejiler üretilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Ancak Erdoğan’ın da altını çizdiği gibi, teknoloji tek başına yeterli değil; bireysel ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi, sürdürülebilir bir gelecek için en temel şart olarak öne çıkıyor.
Konuşmasının sonunda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve toplantıya katılan tüm paydaşlara teşekkür eden Erdoğan, nesiller arası adalet için “dayanıklı ve uzun ömürlü ürünler” dönemine geçişin zorunlu olduğunun altını çizdi.



