⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 464
🕐 Son Güncelleme: 24.09.2026 14:11
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Hakkari’nin Yüksekova ilçesi Yeşiltaş köyünde bulunan yaklaşık 1,5 asırlık su değirmeni, gelişen teknolojiye rağmen çalışmaya devam ediyor.
- Ailesinden devraldığı dede yadigarı değirmeni 47 yıldır işleten 67 yaşındaki Hüseyin Kartal, buğday, mısır ve bulguru tamamen doğal yöntemlerle un haline getiriyor.
- Bölgede ayakta kalmayı başaran son örneklerden biri olan bu tarihi değirmen, hem yöre halkına hizmet veriyor hem de geleneksel mirası geleceğe taşıyor.
Türkiye’nin coğrafi olarak en zorlu ve aynı zamanda en doğal kalmış bölgelerinden biri olan Hakkari, geleneksel yaşamın izlerini sürmeye devam ediyor. Yüksekova ilçesine bağlı Yeşiltaş köyünde yer alan ve yaklaşık 1,5 asırlık olduğu bilinen tarihi su değirmeni, modern dünyanın getirdiği tüm teknolojik gelişmelere meydan okuyarak dönmeyi sürdürüyor. Çağlayan derenin kenarında, asırlık çınar ağaçlarının gölgesinde yükselen bu yapı, bölgenin yaşayan en eski kültürel miraslarından biri olma özelliğini taşıyor.
Değirmenin tarihe tanıklık eden taşları, yıllardır köylülerin ve çevre yerleşim yerlerinden gelen vatandaşların mahsullerini öğütmek için mesai harcıyor. Yalnızca Yeşiltaş köylülerine değil, aynı zamanda Dağlıca bölgesindeki diğer köylere de hizmet sunan bu eşsiz mekan, geleneksel tarım kültürünün son kaleleri arasında yer alıyor. Günümüzde fabrikasyon üretimlerin ve endüstriyel değirmenlerin yaygınlaşmasına rağmen, bölge halkı doğal beslenmeye olan bağlılığını bu tür kadim yapılarla koruyor.
47 Yıllık Emeğin ve Vasiyetin Hikayesi
Yaklaşık 1,5 asır önce inşa edilen bu tarihi değirmeni ailesinden devralan 67 yaşındaki Hüseyin Kartal, tam 47 yıldır bu mesleği tek başına ayakta tutuyor. Dedesinden babasına, babasından amcalarına ve nihayetinde kendisine miras kalan bu kutsal görevi büyük bir sadakatle sürdüren Kartal, değirmenin kendisi için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda onur duyduğu bir aile yadigarı olduğunu vurguluyor.
Geçmişte bölgede bu tarz pek çok değirmenin bulunduğunu ancak zamanla bakımsızlıktan ya da ilgisizlikten ötürü yıkıldığını belirten Kartal, ayakta kalan son örneklerden birini işletmenin gururunu yaşıyor. Dünyanın dört bir yanında dijitalleşme ve otomasyon rüzgarları eserken, ülkemizde de işletmelerin yapay zeka kullanımı ve teknolojik dönüşüm oranları hızla yükseliyor. Ancak Hakkari’nin bu saklı köşesinde, suyun saf gücüyle dönen çarklar zamana karşı adeta direniyor.
Doğal ve Sağlıklı Üretimin Adresi
Su değirmeninde öğütülen ürünlerin en büyük özelliğinin doğallığını ve besin değerini koruması olduğunu ifade eden Hüseyin Kartal, işleyiş hakkında şu bilgileri aktarıyor: “Burada bulgur, buğday ve mısır öğütüyoruz. En büyük avantajımız; suyun gücüyle çalıştığı için unu yakmaması ve kepeğini yok etmemesidir. Tamamen doğal bir şekilde öğütme işlemi gerçekleşiyor.”
Aynı zamanda köyde çiftçilik yaparak geçimini sağlayan Kartal, zor şartlar altında mesleğini icra ederken 9 çocuğunu da bu değirmen sayesinde okutup büyüttüğünü belirtiyor. Geleneksel üretimin desteklenmesi ve bu tür coğrafi işaret niteliğindeki kültürel unsurların korunması, bölge turizmi ve yerel kalkınma açısından da büyük bir önem arz ediyor. Tıpkı ekonomi ve ticaret dünyasında altın kotasında yaşanan gelişmeler gibi, yerel değerlerin de hak ettiği yere gelmesi ve korunması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Hüseyin Kartal, ömrü yettiğince dede yadigarı bu değirmeni çalıştırmaya devam edeceğini, bu eserin köyün hafızası olduğunu ve gelecek nesillere aktarılması için ellerinden gelen gayreti göstereceğini ifade ediyor.



