Kültür Sanat

Sanat Felaketi mi Doğuruyor? Ayşegül Sönmez ile Yeni Sezon Tartışması

Ayşegül Sönmez, yeni sanat sezonunda felaketin bir arzu nesnesine dönüşümünü sorguluyor. Çağdaş sanatın krizlerle olan karanlık bağını keşfedin.

OKUMA AYARLARI
Sanat Felaketi mi Doğuruyor? Ayşegül Sönmez ile Yeni Sezon Tartışması
Sanat Felaketi mi Doğuruyor? Ayşegül Sönmez ile Yeni Sezon Tartışması
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 369
🕐 Son Güncelleme: 24.09.2026 11:00

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Ayşegül Sönmez, yeni sanat sezonuna girerken çağdaş sanatın felaketle kurduğu “mahrem ve karanlık” ilişkiyi mercek altına alıyor.
  • Sanat dünyasının artık sadece felaketleri anlatmadığını, bizzat felaketin bir parçası haline dönüştüğünü savunan bir perspektif sunuluyor.
  • Felaketin modern toplumda bir arzu nesnesine dönüşmesi, sanatın işlevi ve izleyicinin bu süreçteki rolü üzerinden cesurca sorgulanıyor.

Yeni bir sanat sezonunun eşiğindeyiz. Hepimiz benzer galerilerde, aynı beyaz salonlarda buluşacağız. İklim krizinden politik baskılara, yoksulluktan yerinden edilmeye kadar pek çok “klişe” başlık yine ajandamızın en üst sıralarında yer alacak. Ancak Ayşegül Sönmez, bu sezonu alışılmışın dışında, tatsız ama kaçınılmaz bir soruyla karşılıyor: Sanat dünyası artık felaketleri anlatmıyor, sanatın kendisi bir felakete mi dönüşüyor?

Felaket Bir Arzu Nesnesi Olabilir mi?

İnsanlık, genomu çözdüğü ve yapay zekayı kontrol etmeye başladığı bir çağda, alet çantasını tanrılardan devralmış gibi görünüyor. Ne var ki, bu devasa gücü yönetme konusunda hâlâ emekleme aşamasındayız. Savaşlar, açgözlülük ve ekolojik yıkım hız kesmeden devam ederken, Sönmez oldukça çarpıcı bir iddiada bulunuyor: Felaketler ile aramızda karanlık bir bağ var. Tıpkı Irma Zileli’nin Zorbalığın Anatomisi eserinde olduğu gibi, toplumsal olanın alt metnini okumak, sanatın görevi haline geliyor.

Piyasalar korkuyu fiyatlarken, sosyal medya öfkeyle beslenirken, bizler de ekranlarımızdan felaketleri “tüketiyoruz”. Önce uzaktan bakıyoruz, sonra odaklanıyoruz, en sonunda ise o felaketin bir parçası haline geliyoruz. Sönmez’in vurguladığı gibi, felaket artık sadece bir haber başlığı değil, bir arzu nesnesi ve tahrik unsuru haline gelmiş durumda.

Çağdaş Sanatın İmkânları ve İmkânsızlıkları

Ayşegül Sönmez, “Çağdaş Sanat Var Mı?” sorusunu merkeze alarak sanatın niteliğini ve emeğin değerini tartışmaya açıyor. Bugün sanat, estetik bir haz kaynağı mı yoksa felaketi yeniden üreten bir mekanizma mı? Bu soru, sadece sanatçıları değil, sanata taraf olan herkesi yakından ilgilendiriyor. Tıpkı iklim krizinin bağcılığı değiştirdiği gibi, sanatın da temel yapı taşları bu büyük felaketler karşısında şekil değiştiriyor.

Yeni sezonda izleyici, sadece bir gözlemci değil, felaketi arzulayan bir aktör konumunda. Bakışlarımız, enkazın ve acının üzerinde daha fazla oyalanıyor; nabzımız, ekranlardaki kaotik görüntülerle senkronize oluyor. Sanatın bu noktadaki sorumluluğu ise, bu “bakma arzusu” ile “anlama çabası” arasındaki ince çizgide gizli.

Sönmez’in rehberliğinde, sanatın “yenilebilirliğini” ve bir fikirden ibaret olup olmadığını tartışacağımız bu sezonda, belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Biz gerçekten felaketten kurtulmak istiyor muyuz, yoksa felaketi arzulamayı mı öğrendik?

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir