⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 376
🕐 Son Güncelleme: 26.09.2026 20:15
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye’de halka açık şirketlerin hisselerinde manipülasyon yapıldığı iddiasıyla başlayan yatırım fonu krizi, finansal piyasalarda güven kaybına yol açtı.
- SPK, manipülasyonların farkında olduğunu ancak yatırımcıyı koruma gerekçesiyle müdahalede tedbirli davrandığını savunarak eleştirilerin odağı haline geldi.
- İktisatçılar ve piyasa uzmanları, SPK’nın daha proaktif davranması gerektiğini belirterek, geç kalınan düzenlemelerin sektörde yarattığı tahribatı eleştiriyor.
Türkiye finansal piyasaları, son dönemde patlak veren ve yatırımcı güvenini sarsan ciddi bir yatırım fonu krizi ile karşı karşıya. Özellikle halka açık pay oranı düşük olan şirketlerin hisselerinde, gerçek mali performansla örtüşmeyen ani fiyat hareketleri, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) denetim yetkisini ve zamanlamasını tartışmaya açtı.
SPK Neden Eleştirilerin Odağında?
Krizin derinleşmesiyle birlikte gözler, piyasaların düzenleyici ve denetleyici kurumu olan SPK’ya çevrildi. Eleştiri oklarının ana hedefi, kurulun manipülasyonları önceden tespit etmesine rağmen, düzenleme yapmakta geç kalmış olması. Uzmanlar, “yatırımcıyı koruma” refleksinin, piyasa bozucu eylemlere karşı bir kalkan olarak yanlış yorumlandığını iddia ediyor.
Altınbaş Üniversitesi’nden iktisatçı Prof. Hayri Kozanoğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, manipülasyonların biliniyor olmasına rağmen hızlı aksiyon alınmamasının büyük bir hata olduğunu vurguluyor. Kozanoğlu, “Daha düzenleme yapılmadan kayyum atanması veya çok daha sert tedbirlerin devreye sokulması gerekirdi” ifadeleriyle denetim mekanizmasındaki boşluğa dikkat çekiyor.
Manipülasyon İtirafı ve “Hassas Denge” Savunması
Dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, manipülasyonların bir süredir farkında olduklarını ancak “fonlara zarar gelmesin” endişesiyle tedbirli davrandıklarını ifade etmişti. Gönül, 2024 yılında bireysel manipülasyonlara yönelik rekor cezalar kesildiğini, ancak kötü niyetli aktörlerin bu kez fonlar üzerinden sisteme sızdığını belirtmişti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, 4 Kasım 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, manipülasyon alanındaki eksikliklerin giderileceğinin altını çizmişti.
Piyasalar, bu tür krizlerin Türk Telekom’dan dev yeşil finansman gibi olumlu gelişmelerin gölgesinde kalmamasını bekliyor. Finansal istikrarın korunması, sadece teknik düzenlemelerle değil, hukuki güvenin tesisiyle mümkün olabiliyor. Nitekim sektördeki birçok isim, Ömer Koç’tan ekonomi uyarısı: Kalıcı istikrar hukukla mümkün şeklindeki çağrıları hatırlatarak, SPK’nın daha şeffaf bir denetim süreci izlemesi gerektiğini ifade ediyor.
Tasfiye Süreci ve Yatırımcı Mağduriyeti
Krizin merkezindeki Tera Portföy’ün fonları hakkında alınan tasfiye kararları ve üst düzey yöneticilerin tutuklanması, sürecin hukuki boyutunu ağırlaştırıyor. Yatırımcıların, yönetenlerin hatalarının bedelini ödememesi gerektiği savunulsa da, sistemik riskler piyasa genelinde bir huzursuzluk yaratmış durumda. SPK’nın, yatırımcıyı yönetenlerin manipülatif hamlelerinden koruyacak yeni nesil denetim araçlarını ne kadar hızlı devreye alacağı, önümüzdeki dönemin en kritik gündem maddesi olmaya devam edecek.



