⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 368
🕐 Son Güncelleme: 26.09.2026 19:42
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye, 2035 yılına kadar ulaşmayı hedeflediği 5 GW’lık denizüstü rüzgar enerjisi kapasitesinin büyük bir kısmını Kuzey Ege’de geliştirmeye hazırlanıyor.
- Marmara Denizi’ndeki saha çalışmalarının ardından maliyet analizleri, Kuzey Ege bölgesinin ekonomik açıdan daha verimli olduğunu ortaya koydu.
- Türkiye’nin ilk denizüstü rüzgar YEKA ihalesinin 2027 yılının ilk çeyreğinde yapılması ve 1 GW’lık kapasitenin tahsis edilmesi planlanıyor.
Türkiye, yenilenebilir enerji stratejisinde yeni bir döneme giriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2035 vizyonu doğrultusunda, denizüstü rüzgar enerjisi yatırımları için stratejik bir rota değişikliğine gidildi. İlk etapta Marmara Denizi’nde yürütülen kapsamlı saha ve fizibilite çalışmaları, bölgedeki elektrik üretim maliyetlerinin tüketiciler için yüksek kalabileceğini gösterdi. Bu gelişme üzerine odak noktası, çok daha yüksek verimlilik sunan Kuzey Ege bölgesine çevrildi.
Kuzey Ege’de 4,5 GW’lık Stratejik Kapasite
TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, bölgede 20’den fazla sahanın detaylı olarak değerlendirildiğini belirtti. Yapılan araştırmalar, Bozcaada, Gökçeada, Edremit ve Saros hattında toplamda 4,5 GW’lık devasa bir rüzgar enerjisi potansiyelinin bulunduğunu doğruladı. Bu potansiyel, Türkiye’nin toplam 75 GW’lık tahmini denizüstü kapasitesinin en verimli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.
Sektördeki bu büyük dönüşüm, sadece enerji üretimiyle sınırlı değil. Türkiye, tıpkı küresel çevre politikalarında olduğu gibi, enerji bağımsızlığında da öncü adımlar atıyor. Deniz tabanı araştırmalarından elde edilecek veriler, projelerin seviyelendirilmiş elektrik üretim maliyetini (LCOE) optimize etmek için kritik rol oynayacak.
2027’de İlk İhale Heyecanı
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, denizüstü rüzgar enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) projesinin hayata geçmesiyle birlikte Türkiye’nin yaklaşık 3 milyar dolarlık yeni bir yatırım ekosistemine kavuşacağını vurguladı. Bu devasa yatırımın ilk adımı, 2027 yılının ilk çeyreğinde gerçekleştirilecek olan ihale ile atılacak. İlk aşamada 1 GW’lık kapasitenin sisteme dahil edilmesi hedefleniyor.
Enerji sektörü, bu yatırımların Türkiye’nin petrol arzı ve enerji güvenliği stratejilerini doğrudan destekleyeceğini öngörüyor. Denizüstü rüzgar santralleri, kurulum zorluklarına rağmen sağladıkları kesintisiz ve yüksek kapasiteli enerji ile Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşmasında anahtar rol oynayacak.
Dünya Bankası kaynaklı AB hibeleriyle desteklenen bu süreç, yerli teknolojilerin ve mühendislik birikiminin deniz üstüne taşınması için de önemli bir test alanı olacak. Marmara’daki 12 aylık ölçüm kampanyasından elde edilen tecrübe, Kuzey Ege’deki projelerin çok daha hızlı ve verimli bir şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak.



