⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 404
🕐 Son Güncelleme: 26.09.2026 22:51
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) 27. İş Dünyası Zirvesi, “Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık” temasıyla Elazığ’da düzenlendi.
- Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, reel sektörün yaşadığı finansman baskısına dikkat çekerek, sürdürülebilir kalkınma için hukuki öngörülebilirliğin şart olduğunu belirtti.
- Koç, Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığını artırmak için demokratik değerlere bağlılık, kurumların güçlendirilmesi ve küresel teknoloji rekabetine uyum sağlanması gerektiğini ifade etti.
Elazığ’da düzenlenen ve iş dünyasının nabzını tutan TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi, önemli mesajlara sahne oldu. Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, küresel belirsizlikler ve Türkiye ekonomisinin bu süreçteki dayanıklılığı masaya yatırıldı.
Reel Sektörün Üzerindeki Baskı ve Çözüm Arayışları
Zirvenin onur konuğu olan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, yaptığı konuşmada reel sektörün güncel ekonomik konjonktürde ciddi bir sınavdan geçtiğini belirtti. Özellikle finansman maliyetlerinin yüksekliği ve Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanmasının sanayiciler üzerinde yarattığı baskıya dikkat çeken Koç, Türkiye’nin Çin gibi güçlü rakipler karşısında ayakta kalabilmesi için katma değerli üretime odaklanması gerektiğini vurguladı.
Koç, “Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi, finansman maliyetlerinin yatırımın desteklediği seviyelere gelmesi rekabet gücümüz açısından hayati önem taşıyor” diyerek, sanayicinin uzun vadeli planlama yapabilmesi için makroekonomik istikrarın şart olduğunu belirtti.
Hukuk ve Kurumların Önemi
Ekonomik dayanıklılığın sadece teknik bir mesele olmadığını belirten Ömer Koç, iş dünyasının sürdürülebilirliği için sağlam bir hukuki çerçevenin önemine vurgu yaptı. Koç, “Kurum ve kurallarıyla Cumhuriyetimize ve milletimize yakışan demokratik, laik, hukukun üstün olduğu bir anlayış; kalıcı istikrarın sağladığı makro ekonomik dayanıklılıktır” ifadeleriyle, ekonomik gelişimin demokrasi ve hukukla doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlattı.
İş dünyası temsilcileri, bu tür kritik zirvelerin yanı sıra teknolojik dönüşümleri de yakından takip ediyor. Tıpkı Türkiye’nin enerjisinde yeşil devrim hamlelerinde olduğu gibi, sanayinin her alanında verimlilik arayışı sürüyor.
Küresel Riskler ve Teknoloji Rekabeti
Konuşmasında uluslararası gelişmelere de değinen Koç, kurala dayalı küresel düzenin ABD ve gelişmiş ekonomiler tarafından zayıflatıldığını savundu. Özellikle teknoloji rekabetinde Türkiye’nin geride kalma riskine dikkat çeken Koç, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik stratejik yaklaşımının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Koç ayrıca, dünyadaki kuralsızlaşmanın uluslararası hukuk üzerindeki olumsuz etkilerine değinerek, Gazze’deki insanlık trajedisi üzerinden Batı’nın ahlaki inandırıcılığını yitirdiğini sert bir dille eleştirdi.
Sektörel gelişimler sadece ekonomiyle sınırlı değil; farklı alanlardaki başarılar da dikkat çekiyor. Örneğin, MKE’nin gururu PİRANA KİDA gibi savunma sanayii projeleri, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık yolunda attığı somut adımları temsil ediyor. Ömer Koç’un işaret ettiği gibi, Türkiye’nin hem ekonomik hem de stratejik olarak kendi hareket sahalarını oluşturması büyük önem taşıyor.



