⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 559
🕐 Son Güncelleme: 27.09.2026 13:41
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Muğla Köyceğiz ve Antalya’da yaşanan olayda, cezaevindeki Zekai Kaplan eski esnaf Hasan Uzuner hakkında 2,8 milyon dolarlık senetle icra takibi başlattı.
- Adli Tıp Kurumu ve mahkemeler senedin sahte olduğunu, imzanın başka bir belgeden kopyalanarak oluşturulduğunu kanıtladı; zanlıya hapis cezası verildi.
- Yargı süreçleri devam ederken, aynı senedin fotokopisiyle yeniden icra takibine geçilmesi ekonomi ve hukuk dünyasında şok yarattı.
Türkiye ekonomi ve hukuk gündemini sarsan olay, Muğla ve Antalya hattında yıllara yayılan bir adaletsizlik mücadelesini gözler önüne serdi. 2,8 milyon dolarlık senet krizi olarak adlandırılan süreç, cezaevinde bulunan bir hükümlünün eski bir esnafı hedef almasıyla başladı. Olayın tüm detayları, adli makamların titiz incelemeleri ve peş peşe gelen mahkeme kararlarıyla gün yüzüne çıktı.
Olayın Geçmişi ve İcra Takibinin Başlangıcı
Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde 2006 yılındaki bir suçlamayla aranan ve 2015 yılında Antalya’da yakalanarak cezaevine gönderilen Zekai Kaplan, cezaevinde geçirdiği sürede farklı bir ticari anlaşmazlığın merkezine yerleşti. Pandemi döneminde cezaevinden izne ayrılan Kaplan, geçmişte Antalya eski sanayi sitesinde hırdavatçılık yapan Hasan Uzuner’e karşı 2,8 milyon dolarlık senet ile icra takibi başlattı.
Bu ani ve devasa borçlandırma hamlesi karşısında şoke olan Hasan Uzuner, banka hesaplarına konulan blokelerle sarsıldı. Hayatında böyle bir borca girmediğini belirten Uzuner, derhal hukuki yollara başvurarak Kaplan hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu süreçte ekonomik güvenliği sarsılan pek çok yatırımcı ve vatandaş gibi benzer finansal krizlerin yönetimi için kabine toplanıyor: 455 bin yatırımcının vurduğu fon krizi masada! gelişmeleri de yakından takip edildi.
Adli Tıp Raporu Senedin Sahteliğini Kanıtladı
Hukuki süreçte dönüm noktası Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı kapsamlı rapor oldu. 9 Kasım 2023 tarihli raporda, senet üzerindeki el yazılarının kesinlikle Hasan Uzuner’e ait olmadığı, imzanın ise başka bir belgeden kopyalanarak bu senede uyarlandığı tespit edildi. Senedin kenarlarındaki yapıştırıcı kalıntıları ve lif kalkmaları, belgenin kumpas amacıyla yeniden üretildiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Ekim 2025 tarihinde karara bağladığı davada Zekai Kaplan’ı ‘Kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 15 bin lira adli para cezasına, ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçundan ise 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkum etti.
Mahkemelerden Peş Peşe İptal ve Kötü Niyet Tazminatı
Ceza mahkemesinin kararının ardından hukuk mahkemeleri de mağdur esnaf lehine kararlar aldı. Yargıtay sürecinin ardından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, döviz alacağının Türk lirası karşılığının gösterilmediğini belirterek ilk icra takibini tamamen iptal etti. Ardından Antalya 3’üncü Asliye Ticaret Mahkemesi, Hasan Uzuner’in bu senet nedeniyle borçlu olmadığını tescilledi.
Ticaret mahkemesi, Zekai Kaplan’ın açık bir şekilde kötü niyetli takip yaptığını hükme bağlayarak, senet bedelinin ilk takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplanacak yüzde 20 oranında kötü niyet tazminatını Uzuner’e ödemesine karar verdi. Türkiye genelinde ticari hayatta güvenin korunması ve benzer dolandırıcılık vakalarının önlenmesi adına atılan bu adımlar, tıpkı kulüp yönetimlerinin mali disiplin süreçlerinde olduğu gibi büyük bir şeffaflık gerektirmektedir. Nitekim benzer ekonomik ve idari krizlerin yankıları spor dünyasından iş dünyasına kadar geniş bir yelpazede tartışılmakta, tıpkı Fenerbahçe’nin Güncel Borcu Açıklandı: İşte Rakamlar! haberinde olduğu gibi finansal şeffaflığın önemi bir kez daha vurgulanmaktadır.
Fotokopiyle İkinci İcra Şoku
Tüm bu mahkeme kararlarına, hapis cezalarına ve sahteciliğin resmi raporlarla belgelenmesine rağmen kriz bitmedi. Zekai Kaplan’ın, aynı senedin bu kez aslı yerine fotokopisini kullanarak ikinci kez icra takibi başlattığı ortaya çıktı. Hukukçular ve mağdur taraf, adaletin bu suiistimal karşısında daha hızlı ve caydırıcı tedbirler alması gerektiğini belirterek hukuki mücadeleyi sürdürmektedir.



