⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 426
🕐 Son Güncelleme: 27.09.2026 11:55
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Fas Kralı 6. Muhammed, Suudi Arabistan’a yönelik Husi saldırılarını kınayarak, ülkesinin Riyad ile tam dayanışma içinde olduğunu belirtti.
- 24 Eylül’de Mekke’yi hedef alan balistik füze saldırıları sonrası, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında “Mekke İttifakı” kapsamında savunma görüşmeleri hız kazandı.
- Fas yönetimi, saldırıların uluslararası hukuka ve BM kararlarına aykırı olduğunu vurgulayarak, bölgesel güvenlik mimarisinde safını netleştirdi.
Orta Doğu’da gerilim tırmanırken, Fas Krallığı’ndan Suudi Arabistan’a yönelik kritik bir destek mesajı geldi. Fas Kralı 6. Muhammed, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a gönderdiği resmi telgrafta, Yemen merkezli Husi grubunun saldırılarına karşı Riyad yönetiminin yanında olduklarını ilan etti. Kral 6. Muhammed, “Suudi Arabistan’a yönelik her saldırı Fas’a yapılmış sayılır” ifadelerini kullanarak, bölgesel güvenlik konusunda tavizsiz bir duruş sergiledi.
Mekke’ye Yönelik Füze Saldırıları Bölgeyi Hareketlendirdi
Gerilimin fitili 24 Eylül tarihinde, Suudi Arabistan’ın kutsal kenti Mekke’ye yönelik düzenlenen Husi saldırılarıyla ateşlendi. Hava savunma sistemleri tarafından havada imha edilen altı balistik füze, bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden tartışmaya açtı. Bu saldırıların ardından Türkiye Husi-Suudi Arabistan geriliminde neden aktif rol alıyor? sorusu uluslararası kamuoyunda sıkça sorulmaya başlandı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın imzaladığı “Mekke İttifakı” çerçevesinde Riyad’da düzenlenen üst düzey askeri toplantı, bölgedeki savunma iş birliğinin somut bir göstergesi oldu.
Savunma İttifakları ve Bölgesel Güvenlik
Riyad’da bir araya gelen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asim Munir ve Suudi mevkidaşları, Mekke’yi hedef alan saldırıları en ağır dille kınadı. Yaşanan bu süreç, sadece askeri değil, diplomatik bir bloklaşmayı da beraberinde getiriyor. Bölgedeki bu hareketlilik, Adalet Bakanı Gürlek’in duyurduğu gibi ülkelerin iç ve dış güvenlik politikalarında daha proaktif bir yaklaşım izlediği bir döneme denk geldi.
Öte yandan, Husi hareketinin kendisini İran önderliğindeki “direniş ekseni” olarak tanımlaması ve Suudi Arabistan Baş Müftüsü Salih el-Fevzan’ın bu gruba karşı cihat ilan etmesi, çatışmanın dini ve siyasi boyutunu daha da derinleştiriyor. Fas’ın bu denkleme dahil olması, Körfez güvenliğinin Kuzey Afrika ülkeleri tarafından da bir “kırmızı çizgi” olarak kabul edildiğini gösteriyor.
Uluslararası Hukuk ve BM Vurgusu
Kral 6. Muhammed telgrafında, saldırıların sürdürülmesinin sadece bölgesel barışı bozmakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına doğrudan bir meydan okuma olduğunu belirtti. Fas’ın bu çıkışı, diplomatik çevrelerde “Körfez güvenliğinin Fas’ın ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu” şeklinde yorumlandı. İsrail’den Batı Şeria’da yeni abluka haberleriyle eş zamanlı olarak bölgedeki tansiyonun artması, önümüzdeki günlerde daha fazla ülkenin pozisyon almasına neden olabilir.



