Gündem

Klinik Araştırmalar Hastalara Yeni Tedavi Kapısı Açıyor

Türkiye'de klinik araştırmalar 2025'te rekor kırdı. AİFD verilerine göre yatırımlar 21.2 milyar TL'ye ulaştı, hastalar yeni tedavilere erişiyor.

OKUMA AYARLARI
Klinik Araştırmalar Hastalara Yeni Tedavi Kapısı Açıyor
Klinik Araştırmalar Hastalara Yeni Tedavi Kapısı Açıyor
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 563
🕐 Son Güncelleme: 27.09.2026 15:01

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Türkiye genelinde yürütülen klinik araştırma sayısı 2025 yılında yüzde 14 artarak 734’e yükseldi ve hastalar için yeni tedavi kapıları aralandı.
  • Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) üyelerinin gerçekleştirdiği toplam klinik araştırma yatırımı yüzde 24 artışla 21,2 milyar liraya ulaştı.
  • Türkiye, faz 3 araştırmalarındaki yüzde 73’lük payı ve bazı alanlarda dünyaya öncülük eden gönüllü merkezleriyle global arenada güçlü bir konuma geldi.

İstanbul, Türkiye — Sağlık alanında küresel rekabetin en kritik halkalarından biri olan klinik araştırmalar, Türkiye’de hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) tarafından paylaşılan güncel verilere göre, ülkemiz hem finansal yatırımlar hem de hasta erişimi açısından uluslararası arenada stratejik bir üs haline geliyor. Özellikle onkoloji, hematoloji ve henüz kesin bir tedavisi bulunmayan nadir hastalıklar gibi kritik alanlarda yürütülen bu çalışmalar, hastaların henüz piyasaya çıkmamış yenilikçi tedavi yöntemlerine erken dönemde ve ücretsiz bir şekilde ulaşmasını sağlıyor.

Türkiye’nin Klinik Araştırma Ekosisteminde Rekor Yıl

AİFD’nin açıkladığı ‘2025 Klinik Araştırmalar Yatırım Anketi’ sonuçları, sektörün ekonomik ve bilimsel büyümesini gözler önüne seriyor. Buna göre, dernek üyelerinin yürüttüğü araştırma sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 14’lük bir artış göstererek 734’e ulaştı. Aynı dönemde bu alana yapılan toplam yatırımlar ise yüzde 24 oranında artışla 21,2 milyar Türk lirası seviyesini yakaladı. Sektördeki toplam gönüllü sayısı 11 bin 663’e çıkarken, bu büyüme nitelikli istihdama da doğrudan yansıyarak 1139 kişilik özel bir uzman havuzu oluşturdu.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Klinik Araştırmalar Portalı verileri de tablonun büyüklüğünü kanıtlar nitelikte. Ülke genelindeki tüm klinik araştırmaların yaklaşık yüzde 70’i doğrudan AİFD üyesi uluslararası ve yerli ilaç firmaları tarafından koordine ediliyor. Uzmanlar, bu ivmenin sadece tıp bilimine değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik kalkınmasına ve sağlık teknolojilerindeki küresel başarısına da büyük bir katma değer sağladığını vurguluyor.

Global Arenada Güçlü Pozisyon: Faz 3 Araştırmalarında Zirve

Bir ilacın insan üzerindeki etkinlik, güvenlik ve yan etki profillerinin geniş hasta gruplarında test edildiği en kritik aşama olan Faz 3 araştırmaları, Türkiye’deki toplam faz çalışmalarının yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturuyor. Bu oran, Türkiye’nin uluslararası çok merkezli projelerde ne kadar güvenilir ve yüksek kapasiteli bir altyapıya sahip olduğunun net bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan, bazı spesifik araştırma projelerinde Türkiye, dünyada ya da bölgesinde en yüksek sayıda gönüllü dahil eden ülke konumuna yükselmiş durumda. Hatta bazı Türk araştırma merkezleri dünyadaki ilk merkez aktivasyonunu ve ilk hasta dahil etme başarısını gerçekleştirerek tarihe geçti. Bu süreçte elde edilen tüm klinik veriler, dünyanın en otoriter sağlık otoriteleri olan ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) ile Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından tescil ve onay süreçlerinde doğrudan dikkate alınıyor.

Küresel Yarışta Hız ve Öngörülebilirlik Hayati Önem Taşıyor

Dünya genelinde klinik araştırmalar ülkeler arasında ciddi bir ekonomik ve bilimsel rekabet alanına dönüştü. 2013 yılında küresel klinik araştırmaların yüzde 53’ü Kuzey Amerika ve Avrupa’da başlatılırken, bu oran 2023’ten itibaren yüzde 33 seviyelerine geriledi. Buna karşılık Çin gibi ülkeler yüzde 29’luk bir paya ulaşarak büyük bir sıçrama gerçekleştirdi. Türkiye’nin bu küresel yarışta daha fazla pay alabilmesi için hız, bürokratik öngörülebilirlik ve preklinik ile faz 1 araştırmalarına yapılacak yeni yatırımların hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.

AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, ilaç sektörünün Ar-Ge harcamalarının yüzde 60’ından fazlasını klinik araştırmaların oluşturduğuna dikkati çekerek, ülkenin bu potansiyeli daha da ileriye taşımak için kararlılıkla çalıştığını belirtti. Bu gelişmeler sürerken, Türkiye’nin uluslararası arenadaki diğer başarıları da dikkat çekiyor; örneğin turizmdeki lider konumumuz gibi sağlık turizmi ve klinik araştırmalar alanında da benzer bir zirve tırmanışı hedefleniyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir