⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 392
🕐 Son Güncelleme: 27.09.2026 11:14
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın, 7 Ekim Hamas saldırıları öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu “büyük bir saldırı” konusunda uyardığı iddia edildi.
- İddialara göre Netanyahu, bu kritik istihbaratı güvenlik teşkilatı ve üst düzey yetkililerle paylaşmayarak süreci göz ardı etti.
- Netanyahu cephesi iddiaları reddetse de, CIA Direktörü William Burns ile yapılan görüşmeler ve İsrail basınına yansıyan belgeler, siyasi ve askeri zafiyet tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
İsrail siyasetinin gündemine bomba gibi düşen yeni bir iddia, 7 Ekim 2023 tarihinde yaşanan Hamas saldırılarının perde arkasını yeniden sorgulanır hale getirdi. New York Times’ın İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan, saldırıdan kısa bir süre önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile doğrudan iletişime geçerek yaklaşan büyük bir tehdit konusunda uyarıda bulundu.
İstihbarat Paylaşıldı mı, Yoksa Göz Ardı mı Edildi?
Haberde yer alan detaylar, Al Nahyan’ın Netanyahu’yu Hamas’ın planladığı geniş çaplı saldırı konusunda bilgilendirdiği, ancak İsrail Başbakanı’nın bu bilgiyi güvenlik bürokrasisinden gizlediği yönünde. Netanyahu, 1 Ekim 2023 tarihinde güvenlik yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, olası bir saldırı ihtimalinden bahsetmek yerine Gazze’de sükunetin korunması gerektiğini savundu. O dönemde Netanyahu’nun odak noktasının Suudi Arabistan ile yürütülen diplomatik normalleşme süreci olduğu ve bu süreci sabote edebilecek herhangi bir askeri operasyona sıcak bakmadığı belirtiliyor.
Dünya gündemini meşgul eden bu gelişmeler, tıpkı Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim gibi bölgedeki istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. İstihbaratın neden güvenlik birimlerine aktarılmadığı sorusu, İsrail iç kamuoyunda Netanyahu yönetimine yönelik eleştirilerin dozunu artırmış durumda.
Uluslararası Yankılar ve CIA Detayı
İddiaların doğruluğunu destekleyen en dikkat çekici detaylardan biri, Al Nahyan’ın bu uyarıyı daha sonra dönemin CIA Direktörü William Burns ile yaptığı görüşmede de dile getirmiş olması. Bu durum, olayın sadece ikili bir görüşme olmadığını, uluslararası istihbarat ağlarında da karşılık bulduğunu gösteriyor. Benzer şekilde faili meçhul dosyaların aydınlatılması kadar karmaşık ve derin bir süreçle karşı karşıya olan İsrail güvenlik teşkilatı, 7 Ekim öncesindeki zafiyetin sorumluluğunu üstlenmeyi reddeden bir liderle çalışmanın zorluklarını yaşıyor.
Diğer taraftan, BAE Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Abu Dabi’nin gerilimi düşürme odaklı bir diplomasi yürüttüğünü ve İsrail ile istihbarat paylaşım kanallarının her zaman açık olduğunu vurguladı. Ancak Netanyahu’nun bu kanallardan gelen kritik bilgileri “siyasi öncelikleri” uğruna kullanıp kullanmadığı, tarihin en büyük istihbarat tartışmalarından biri olmaya aday.
İsrail’de 7 Ekim’e giden süreçteki askeri ve siyasi ihmaller zinciri, toplumun geniş kesimlerinde derin bir güvensizlik yaratmış durumda. Netanyahu ise tüm bu iddiaları reddederek, sorumluluğu ordu ve güvenlik birimlerine yönlendirme stratejisini sürdürüyor.



