⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 408
🕐 Son Güncelleme: 27.09.2026 14:27
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yahudilerin Sukot bayramı vesilesiyle, İsrail polisinin koruması altındaki 1143 fanatik İsrailli, Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi.
- Sabah saatlerinde Meğaribe Kapısı’ndan gruplar halinde giren bu kişiler, avlularda Talmudik ritüeller gerçekleştirip bitkisel adaklar soktu ve statükoyu açıkça ihlal etti.
- Bölgede yaşanan bu provokatif eylemler, Gazze’de Yıkımın Boyutu Gözler Önüne Serildi başlıklı raporlarda da görülen genel abluka ve yıkım politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kudüs’te işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan mukaddes mekan Mescid-i Aksa, Yahudilerin “Sukot” bayramı bahanesiyle yeni ve büyük bir provokasyona sahne oldu. Kudüs Valiliği tarafından yapılan resmi açıklamalara göre, İsrail polisinin yoğun koruması altında Meğaribe (Faslılar) Kapısı’ndan içeri giren 1143 fanatik İsrailli, sabah saatlerinden itibaren Harem-i Şerif avlularında dolaşarak dini ayinler ve yasaklanan Talmudik ritüeller gerçekleştirdi.
Bölgedeki tansiyonu doruğa çıkaran bu olay, uluslararası hukukun ve mevcut statükonun açık bir ihlali olarak kayıtlara geçti. İsrailli grupların Aksa avlularına bitkisel adaklar soktuğu, İsrail polisinin ise bu hukuka aykırı duruma hiçbir şekilde müdahale etmediği, aksine koruma sağladığı bildirildi.
Pamukçular Kapısı’nda Toplu Ayin ve Dans Halkaları
Görgü tanıklarının ve Kudüs İslami Vakıflar İdaresi yetkililerinin aktardığı bilgilere göre, Mescid-i Aksa’nın avlularında yasa dışı faaliyetler sadece bununla sınırlı kalmadı. İsrailli gasbeciler, Pamukçular (Kattanin) Kapısı yakınlarında toplanarak yüksek sesle dua etti, Talmudik ritüeller icra etti, dans halkaları oluşturdu ve toplu olarak yere kapanma şeklindeki dini figürleri sergiledi.
Daha önceki günlerde benzer gerekçelerle 260 kişinin baskın düzenlediğini duyuran Kudüs Valiliği, bu sayının kısa süre içerisinde 1143’e çıkmasının Doğu Kudüs’teki dini ve demografik baskının ne denli vahim boyutlara ulaştığını açıkça gösterdiğini vurguladı. Yahudilerin dini bayram dönemlerinde bu tür provokatif baskınları sistematik olarak artırdığı biliniyor.
Tarihi Statüko ve Hukuki Durum
Mescid-i Aksa’nın idari statüsü uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmış durumdadır. Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994 tarihinde imzalanan barış antlaşması uyarınca, Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesi altında bulunmaktadır.
Ancak İsrail tarafı, 2003 yılından bu yana Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin hiçbir iznini almadan, tamamen tek taraflı bir kararla ve silahlı polis koruması altında Mescid-i Aksa’ya gayrimeşru girişler düzenlemektedir. İslam dünyasında ve Filistin makamlarınca “baskın” olarak nitelendirilen bu eylemler, Müslümanların mabed üzerindeki egemenlik haklarının ve kutsiyetinin sistematik bir şekilde çiğnenmesi anlamına gelmektedir.
Bölgesel Gelişmeler ve Benzeri Olaylar
Ortadoğu genelinde yaşanan bu tarz gerilimler, tıpkı 2. Karabağ Savaşı’nın 6. Yılında Zaferin Anatomisi ve Bölgesel Etkileri analizlerinde ele alınan jeopolitik kırılmalar gibi, farklı coğrafyalardaki hakimiyet mücadelelerinin ve dini hassasiyetlerin ne kadar kritik bir denge üzerinde durduğunu gözler önüne sermektedir. Uzmanlar, Mescid-i Aksa’ya yönelik bu tür provokasyonların bölgedeki kalıcı barış ihtimallerini tamamen ortadan kaldırdığına dikkat çekmektedir.



