⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 451
🕐 Son Güncelleme: 28.09.2026 14:10
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- ABD’nin Atina Büyükelçisi Guilfoyle, mart ayındaki bir akşam yemeğinde Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavrou ile tartışarak “İstediğimiz ülkede hükümeti düşürebiliriz” dedi.
- Yunanistan muhalefeti, skandal iddialar karşısında Başbakan Kiryakos Miçotakis hükümetinin sessiz kalmasını sert bir şekilde eleştirdi ve konunun aydınlatılmasını istedi.
- Büyükelçinin avukatı iddiaları reddederken, Yunanistan’daki sol ve komünist partiler ABD ile yürütülen stratejik işbirliğine tepki gösterdi.
Atina, Yunanistan – Küresel diplomasiyi sarsacak çok sert bir iddia, dünya basınından hemen sonra Yunanistan iç siyasetinde de deprem etkisi yarattı. ABD’nin Atina Büyükelçisi Guilfoyle’un, mart ayında Atina’da katıldığı bir akşam yemeğinde sarf ettiği sözler, iki ülke arasındaki ilişkilerde eşi benzeri görülmemiş bir diplomatik gerilime yol açtı. Diplomatik kulislerde infial yaratan olay, Amerikan dış politikasının müttefik ülkeler üzerindeki baskı kapasitesini bir kez daha gözler önüne serdi.
“İstediğimiz Ülkede Hükümeti Düşürebiliriz” Tehdidi
Edinilen bilgilere göre, mart ayında Atina’da Yunan ve Amerikalı üst düzey yetkililerin bir araya geldiği özel bir akşam yemeğinde tansiyon bir anda yükseldi. Büyükelçi Guilfoyle ile Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavrou arasında sert bir diyalog yaşandı. O dönem Romanya’daki siyasi çalkantılara ve hükümetin düşeceğine dair öngörülere atıfta bulunan Büyükelçi Guilfoyle’un, “Bunu istediğimiz her ülkede yapabiliriz. Burada da yapabiliriz.” şeklinde tehditkâr bir ifade kullandığı öne sürüldü.
Bu cüretkâr çıkış karşısında masanın sessiz kalmadığı ve Bakan Papastavrou’nun, Amerika Birleşik Devletleri’nin “halkın demokratik oylarla seçtiği Yunanistan hükümetini” asla değiştiremeyeceğini net bir dille vurguladığı belirtildi. Olayın ardından Büyükelçinin avukatı iddiaları yalanlayan bir açıklama yapsa da, diplomatik kaynaklar taraflar arasındaki tartışmanın son derece sert geçtiğini doğruluyor. Benzer şekilde uluslararası arenada yaşanan bu tür güç gösterileri, daha önce ABD’li diplomatların açıklamaları ile de sıkça gündeme gelmişti.
Yunanistan Muhalefetinden Hükümete Sert Tepki
Skandal iddiaların basına sızmasının ardından Yunanistan’da muhalefet partileri ayağa kalktı. Radikal Sol İttifak Partisi (SYRIZA), skandalın son derece ciddi olduğunu belirterek Başbakan Kiryakos Miçotakis hükümetinden olayın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını talep etti. SYRIZA yetkilileri, Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavru’nun ABD Büyükelçisi tarafından doğrudan tehdit edilip edilmediğinin kamuoyuna acilen açıklanması gerektiğini ifade etti.
Yeni Sol partisi ise haberin üzerinden 24 saatten fazla geçmesine rağmen hükümetin iddiaları ne doğrulamış ne de yalanlamış olmasını manidar buldu. Mart ayında yaşanan bu vahim olayın neden şimdiye kadar kamuoyundan saklandığı sorusu, siyaset koridorlarında yüksek sesle sorulmaya başlandı. Yaşanan bu olaylar, ülkede ekonomik ve siyasi dengeleri sarsarken, vatandaşlar da günlük yaşamlarında akaryakıt ve enerji maliyetlerindeki artışlar gibi iç meselelerle de boğuşmaya devam ediyor.
Komünist Partiden Stratejik İşbirliğine Eleştiri
Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ise hükümetin sergilediği sessizliği eleştirerek sert bir bildiri yayımladı. KKE, ABD’nin sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) Balkanlar’a taşıma stratejisini ve bu kapsamda yürütülen ABD-Yunanistan stratejik işbirliğini hedef aldı. Hükümetin dış politikada ülkenin egemenliğini zedeleyen tavizler verdiğini savunan sol muhalefet, yaşanan son krizin bunun en somut kanıtı olduğunu dile getirdi.



