⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 403
🕐 Son Güncelleme: 28.09.2026 12:11
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Konya’nın Hadim ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki Ali Uçar, Sarıkeçili Yörükleri arasında devecilik geleneğini sürdüren tek kişi olarak dikkat çekiyor.
- Nisan ayında Mersin’den başlayıp Konya’ya uzanan konargöçer yaşam tarzını benimseyen Uçar, 10’dan fazla devesiyle asırlık kültürü gelecek nesillere aktarıyor.
- Modernleşen dünyada hayvancılık faaliyetleri değişse de Uçar, ömrünün sonuna kadar atalarından miras kalan bu kadim geleneği devam ettirmekte kararlı.
Türkiye’nin köklü kültürel miraslarından biri olan Yörük yaşam tarzı, modern dünyanın hızına rağmen Konya’nın yaylalarında nefes almaya devam ediyor. Sarıkeçili Yörüklerinden 73 yaşındaki “Kuş Ali” lakaplı Ali Uçar, çocukluğundan bu yana sürdürdüğü konargöçer hayatıyla unutulmaya yüz tutmuş bir geleneğin son temsilcisi konumunda bulunuyor.
Konargöçer Yaşamın Zorlu Ama Gururlu Yolculuğu
Kış aylarını Mersin’in Aydıncık ilçesinde, yaz aylarını ise Konya’nın Hadim ilçesindeki Aladağ Mantarlık Yaylası’nda geçiren Ali Uçar, hayatını mevsimlik göç döngüsü üzerine kurmuş durumda. 15 yaşından beri develerle iç içe olduğunu belirten Uçar, bu kadim mesleğin kendisine atalarından miras kaldığını ve bu bağı koparmasının mümkün olmadığını ifade ediyor. Günümüzde birçok üretici traktör veya araçlara yönelse de, Uçar 10’dan fazla devesiyle kültürel dokuyu korumaya çalışıyor.
Dünya genelinde yaşanan ekonomik ve sosyal değişimler pek çok sektörü etkilerken, geleneksel yöntemlerin korunması büyük önem taşıyor. Tıpkı Turhal Şeker Fabrikası gibi yerel değerlerin geleceği tartışılırken, Ali Uçar gibi isimlerin bireysel çabaları kültürel hafızanın kaybolmamasını sağlıyor.
“Son Kalan Nesil de Benim”
Ali Uçar, yörük kültürünün en önemli simgelerinden olan deveciliği sürdüren son kişi olduğunu vurgulayarak, “Son kalan nesil de benim. Ölünceye kadar atalarımızdan kalan bu geleneği sürdüreceğim,” diyerek kararlılığını dile getiriyor. Uçar’ın yayla yolculuğu her yıl Nisan ayında başlıyor ve hava şartlarına bağlı olarak yaklaşık 6 ay süren bir yayla sezonu geçiriyorlar.
Toplumsal hafızamızı ve geçmişimizi temsil eden bu tür haberler, güncel dünya olaylarının arasında bir nevi “kültürel sığınak” görevi görüyor. Tıpkı Akdeniz’in derinliklerinden çıkan 2 bin 100 yıllık sofra takımı gibi, Ali Uçar’ın yaşattığı yörük kültürü de Anadolu’nun yaşayan bir hazinesi olarak görülüyor.
Geleneksel Üretim ve Modern Dünya
Geçmişte develer yük taşımacılığında kullanılırken, günümüzde bu hayvanlar daha çok kültürel bir sembol ve sevgi bağı olarak korunuyor. Uçar, develerin sadece bir binek veya yük hayvanı olmadığını, hayatının bir parçası olduğunu belirtiyor. Modernleşen hayvancılık tekniklerine karşı direnen bu geleneksel yaklaşım, bölge halkı ve kültürel araştırmacılar tarafından da ilgiyle takip ediliyor.
Yörüklerin göç rotaları, sadece bir bölgeden diğerine geçiş değil, aynı zamanda iklimle uyumlu, sürdürülebilir bir yaşam felsefesini de temsil ediyor. Ali Uçar, yaşının ilerlemesine rağmen bu zorlu göç yolculuğundan vazgeçmemesini, “Böyle doğduk, böyle yaşıyoruz” sözleriyle özetliyor.



