⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 433
🕐 Son Güncelleme: 28.09.2026 11:22
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamel’in, 7 Ekim saldırısından günler önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Hamas’ın büyük bir eylem hazırlığı içinde olduğu konusunda bizzat arayarak uyardığı öne sürüldü.
- Netanyahu yönetimi, söz konusu görüşmeyi reddetse de, BAE lideri Muhammed bin Zayed’in de benzer bir uyarıda bulunduğu iddiaları, İsrail iç siyasetinde “vatana ihanet” tartışmalarını alevlendirdi.
- İsrail muhalefeti, yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu’yu saldırıya göz yummakla suçlarken, askeri operasyonlardaki “Hannibal Direktifi” uygulaması da yeni bir tartışma konusu haline geldi.
Orta Doğu’nun kaderini değiştiren 7 Ekim 2023 saldırıları öncesinde, İsrail yönetiminin istihbarat uyarılarını dikkate alıp almadığına dair tartışmalar, ortaya çıkan yeni iddialarla farklı bir boyuta taşındı. Küresel basına yansıyan bilgilere göre, Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamel’in, saldırıdan kısa bir süre önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kritik bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtiliyor.
7 Ekim Öncesi “Üçüncü Uyarı” İddiası
İstihbarat kaynaklarına dayandırılan verilere göre, Mısır tarafı 7 Ekim’den önce İsrail’i iki kez resmi kanallardan uyardı. Ancak en kritik gelişme, Kamel’in doğrudan Netanyahu’yu arayarak Hamas’ın hazırlıklarını ilettiği “üçüncü uyarı” oldu. Bu iddia, İsrail’in güvenlik zafiyetinin ötesinde, yönetimin stratejik bir ihmali olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Benzer bir gerilim, dünya genelinde jeopolitik dengeleri değiştirirken, brent petrol fiyatları ve küresel güvenlik endişeleri de bu süreçten doğrudan etkilendi.
Muhalefetten “Vatana İhanet” Suçlaması
Netanyahu’nun ofisi, söz konusu telefon görüşmesinin gerçekleşmediğini savunarak iddiaları kesin bir dille reddediyor. Ancak İsrail iç siyasetinde bu durum, yaklaşan seçimler öncesi muhalefet için en güçlü koz haline geldi. İsrailli bazı siyasetçiler, Netanyahu’nun uyarıları görmezden gelerek halkın can güvenliğini riske attığını ve bunun bir “vatana ihanet” olduğunu savunuyor. Geçmişte yaşanan benzer güvenlik tartışmaları, derin devlet ve istihbarat operasyonları ile ilgili tarihi dosyaları da akıllara getiriyor.
Sadece Mısır değil, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed’in de Eylül 2023’te Netanyahu’yu Hamas’ın saldırı hazırlığı konusunda uyardığı ancak Başbakan’ın bu bilgileri yeterince ciddiye almadığı ifade ediliyor. Özellikle “843 Günlük Terk Ediliş ve Direniş” adlı kitapta yer alan detaylar, Netanyahu üzerindeki baskıyı artırıyor.
Hannibal Direktifi ve Askeri Şüpheler
Haberin bir diğer karanlık noktası ise eski Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın açıklamalarıyla gün yüzüne çıktı. 7 Ekim günü askerlere verilen emirlerin, “Hannibal Direktifi” kapsamında olduğu ve sivillerin de hedef alınmış olabileceği iddiası, İsrail ordusu içerisindeki krizin derinliğini ortaya koyuyor. Hatırlanacağı üzere, geçmiş dönemlerde yaşanan toplumsal güvenlik olayları, devletin vatandaşına karşı aldığı önlemlerin etik sınırlarını her zaman tartışmaya açmıştır.
Sonuç olarak, 7 Ekim, sadece bir saldırı değil, aynı zamanda İsrail’in mevcut yönetiminin istihbarat ve güvenlik politikalarının iflası olarak tarihe geçiyor. Seçim sürecine giren İsrail’de, “Netanyahu bu saldırıyı önleyebilir miydi?” sorusu, ülkenin yakın gelecekteki siyasi rotasını belirleyecek en önemli etken olmaya devam ediyor.



