⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 415
🕐 Son Güncelleme: 29.09.2026 13:12
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Washington Bölge Mahkemesi, Trump yönetiminin seçim şartlarına uymayan eyaletlere yönelik fon kesintisi uygulamasını hukuka aykırı bularak durdurdu.
- Federal Acil Durum Yönetim Ajansı (FEMA), terörle mücadele hibelerini seçim güvenliği kriterlerine bağlamıştı; ancak mahkeme bu yetkinin Kongre tarafından verilmediğine hükmetti.
- Karar, 3 Kasım 2026 Kongre ara seçimleri öncesinde federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Washington Bölge Mahkemesi, ABD siyasetinde gerilimi tırmandıran kritik bir karara imza attı. Yargıç Amir Ali, Trump yönetiminin 3 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Kongre ara seçimleri öncesinde uygulamaya koyduğu, “seçim şartlarına uyum sağlamayan eyaletlerin federal fonlarının kesilmesi” kararını durdurdu. Bu gelişme, başkentte Beştepe’de kritik fon zirvesi haberlerinin yankılandığı bir dönemde, uluslararası kamuoyunun da dikkatini Washington’a çevirmesine neden oldu.
Yargıdan “Yetki Aşımı” Vurgusu
Mahkeme tarafından açıklanan kararda, federal kurumların hibeleri seçimlerin yürütülmesine dair belirli şartlara bağlama konusunda Kongre’den yasal bir yetki almadığı vurgulandı. Yargıç Amir Ali, söz konusu şartların hibelerin temel amacı ile doğrudan bir bağlantısı olmadığını belirterek, Trump yönetiminin bu hamlesini “yasal kriterlerin dışında” olarak nitelendirdi.
Federal Acil Durum Yönetim Ajansı (FEMA) tarafından daha önce duyurulan düzenlemeye göre, eyaletler ve kentsel bölgelere ayrılan terörle mücadele fonlarının yüzde 20’si, belirli seçim güvenlik kriterleri sağlanana kadar askıya alınacaktı. Ancak bu yaptırım, eyalet yönetimleri tarafından sert tepkiyle karşılanmış ve konu mahkemeye taşınmıştı.
Tartışmalı Seçim Kriterleri Nelerdi?
Trump yönetimi tarafından dayatılan şartlar, özellikle seçim güvenliği tartışmalarının merkezinde yer alıyordu. Bu şartlar arasında şunlar öne çıkıyordu:
- Kayıtlı tüm seçmenlerin ve seçim görevlilerinin ABD vatandaşı olduğunun doğrulanması.
- Oyların sayımında barkod veya QR kod kullanan elektronik sistemlerin bulunduğu yerel yönetimlerin, elle işaretlenen kağıt oy pusulalarına geçiş için somut bir plan sunmaları.
Hükümetin bu hamlesi, tıpkı küresel piyasalarda petrol fiyatlarında kritik eşik tartışmalarında olduğu gibi, hem siyasi hem de idari açıdan geniş çaplı bir belirsizliğe yol açmıştı. Kent yönetimleri ve eyaletler, FEMA’nın bu yetkiyi kullanmasının anayasal sınırları aştığını savunarak hukuk yoluna başvurmuştu.
Seçim Güvenliği mi, Siyasi Baskı mı?
Hukuk uzmanları, bu kararın sadece 2026 ara seçimleri için değil, gelecekteki federal-eyalet ilişkileri açısından da emsal teşkil edebileceğini savunuyor. Öte yandan, yönetim kanadından karara yönelik itiraz süreçlerinin başlatılıp başlatılmayacağı merak konusu. ABD’nin iç siyasi dengeleri, İran’dan ABD’ye Hürmüz resti gibi dış politika krizleriyle de birleşince, ülkenin içinde bulunduğu kırılgan atmosfer daha da belirginleşiyor.
Mahkemenin bu durdurma kararı, fonların eyaletlere akışını yeniden serbest bırakırken, seçim güvenliği ile ilgili tartışmaların önümüzdeki dönemde daha sert bir yasal zeminde devam edeceğini gösteriyor.



