⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 490
🕐 Son Güncelleme: 29.09.2026 14:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Danimarkalı yetkili Andersen, WindEnergy Hamburg fuarında yaptığı açıklamada, Türkiye ile Danimarka arasındaki yenilenebilir enerji işbirliği potansiyelinin son derece etkileyici olduğunu belirtti.
- Su yönetimi ve gıda üretimindeki enerji verimliliği konularına dikkat çekilen görüşmede, Türkiye’deki su kayıplarının azaltılması ve sanayi süreçlerinin optimize edilmesi için stratejik ortaklıklar hedefleniyor.
- Danimarka’nın rüzgar enerjisindeki uzmanlığı ile Türkiye’nin müteahhitlik ve bölgesel güç ağlarının birleştirilmesi, iki ülkeye Afrika gibi küresel pazarlarda da avantaj sağlayacak.
Küresel ekonomi dünyasının kalbinin attığı uluslararası platformlarda Türkiye’nin stratejik konumu ve yeşil enerji potansiyeli bir kez daha tescillendi. Almanya’nın Hamburg şehrinde düzenlenen prestijli WindEnergy Hamburg fuarı kapsamında açıklamalarda bulunan konuk uzman Andersen, Türkiye ve Danimarka arasındaki ticari ve teknolojik işbirliği potansiyelinin olağanüstü düzeyde olduğunu vurguladı.
Danimarkalı şirketlerin Türkiye pazarındaki dinamizme büyük bir ilgi duyduğuna işaret eden Andersen, iki ülke ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı yapılarına dikkat çekti. Uzman isim, küresel piyasalardaki dengeleri etkileyebilecek bu yakınlaşmanın sadece enerji ile sınırlı kalmayacağını, aynı zamanda sanayi ve altyapı projelerini de kapsayacağını belirtti. Bilindiği üzere küresel ekonomide dengeler sürekli değişiyor; nitekim geçtiğimiz dönemde açıklanan verilere göre Çin Ekonomisi Yılın İkinci Çeyreğinde 193.7 Milyar Dolar Cari Fazla Verdi haberi uluslararası piyasalarda geniş yankı uyandırmıştı. Benzer şekilde Türkiye ekonomisi de sunduğu fırsatlarla yabancı yatırımcıların odak noktası haline geliyor.
Su ve Atık Su Yönetiminde Büyük Verimlilik Alanı
İki ülke arasındaki işbirliğinin en kritik ayaklarından birini su ve atık su yönetimi oluşturuyor. Andersen, Danimarka’da “gelir getirmeyen su” oranının yüzde 7 seviyesinde kalmasına karşın, bu oranın Türkiye’de yüzde 40’lara kadar ulaştığını ifade etti. Bu durumun Türkiye için ciddi bir kayıp, ancak aynı zamanda büyük bir verimlilik potansiyeli barındırdığını vurgulayan yetkili, atık su tesislerinin sadece arıtma altyapısı olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti.
Danimarka’da atık su tesislerinin aynı zamanda birer enerji üretim merkezi olarak tasarlandığını belirten Andersen, tesiste kullanılan enerjiden daha fazlasını üretebilen modellerin Türkiye’de de hızla hayata geçirilebileceğini dile getirdi. Bu alanda yapılacak yatırımların, ülkenin genel kaynak verimliliğine doğrudan katkı sunacağı öngörülüyor.
Gıda Üretiminde Enerji Tasarrufu ve Süt Endüstrisi
Bir diğer önemli işbirliği sahası ise gıda üretim sektöründe karşımıza çıkıyor. Süt üretim süreçlerindeki enerji tüketim oranlarını kıyaslayan Andersen, Türkiye’de 1 litre süt üretimi için Danimarka’dakine kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla enerji harcandığını açıkladı. Bu farkın temel nedeninin enerji verimliliğine yapılan teknolojik yatırımlar olduğunu belirten uzman, Danimarka’daki yüksek enerji maliyetlerinin şirketleri optimize edilmiş süreçlere yönlendirdiğini kaydetti.
Bu optimizasyon sayesinde Danimarka’da ekonomik büyüme ile enerji tüketiminin birbirinden başarılı bir şekilde ayrıştırıldığına dikkat çekildi. Ülkede enerji tüketimi azalırken gayri safi yurt içi hasılanın artması, Türk sanayisi için de örnek alınabilecek bir model teşkil ediyor.
Rüzgar Enerjisinde Uzmanlık Aktarımı ve Küresel Ortaklıklar
Danimarka’nın rüzgar enerjisindeki köklü uzmanlığını ve tecrübesini Türkiye’ye taşımak için aktif çalışmalar yürütüldüğünü belirten Andersen, özellikle rüzgar türbinlerinin yaşlanmasıyla birlikte ortaya çıkan servis ve aftermarket (satış sonrası hizmetler) sektöründe çok sayıda Danimarka firmasının Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığını ve bu ilginin katlanarak artacağını ifade etti.
Ayrıca, Danimarkalı şirketlerin tek başına girmekte zorlandığı Afrika gibi zorlu pazarlarda, Türk müteahhitlerinin ve mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) şirketlerinin güçlü proje ağlarından faydalanılması hedefleniyor. İki ülkenin bu stratejik güç birliği, önümüzdeki yıllarda küresel projelerde adından sıkça söz ettireceğe benziyor.



