⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 382
🕐 Son Güncelleme: 29.09.2026 10:29
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim öncesi diplomatik bir hamle yaparak Abu Dabi’ye kritik bir ziyaret gerçekleştirdi.
- Görüşmenin ana gündem maddesinin, Husilere karşı uygulanması planlanan dokuz aylık ve üç aşamalı bir bölgesel güvenlik planı olduğu belirtiliyor.
- İsrail’in bu hamlesi Suudi Arabistan’ı hedeflese de, Riyad yönetiminin Türkiye ve Pakistan ile kurduğu Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı önceliklendirdiği görülüyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Abu Dabi’ye gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret, Orta Doğu’nun hassas dengelerini yeniden hareketlendirdi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, ziyaretin arka planında sadece ikili ilişkilerin güçlendirilmesi değil, aynı zamanda Yemen’deki Husi varlığına karşı geliştirilen kapsamlı bir bölgesel güvenlik stratejisi yatıyor.
Seçim Öncesi Diplomatik Hamleler
Netanyahu’nun Abu Dabi ziyareti, İsrail’in 27 Ekim’de gideceği seçim süreciyle doğrudan bağlantılı bir dış politika hamlesi olarak yorumlanıyor. İlk girişimin BAE lideri Muhammed bin Zayed’in “ülkede olmadığı” gerekçesiyle ertelenmesi, Abu Dabi’nin bu görüşmeyi kendi siyasi ajandasına göre şekillendirme isteğini ortaya koydu. BAE, Netanyahu’nun seçim kampanyasında bir “başarı hikayesi” olarak kullanılmasına karşı mesafeli bir tutum sergilese de, bölgesel güvenlik çıkarları gereği İsrail ile temaslarını sürdürüyor.
Yemen Planı ve Riyad ile İlişkiler
İsrail’in Abu Dabi üzerinden Suudi Arabistan’a iletmek istediği plan, Husilere karşı dokuz aylık ve üç aşamalı bir operasyonel süreci kapsıyor. Netanyahu, bu teklifle Riyad ile olan diplomatik kanalları yeniden canlandırmayı ve olası bir bölgesel ittifakta İsrail’in konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak bölgedeki askeri ve siyasi tablo, İsrail’in beklediği kadar esnek görünmüyor.
Riyad yönetimi, mevcut güvenlik mimarisini İran’dan ABD’ye Hürmüz mesajları ve bölgesel dengeler ışığında yeniden kurgularken, Türkiye ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması‘na büyük önem veriyor. Suudi Arabistan, bu anlaşmayı geçici bir askeri tedbir değil, uzun vadeli bir bölgesel güç dengesi unsuru olarak kabul ediyor.
Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem
İsrail’in sunduğu Yemen teklifinin, mevcut Mekke ittifakını bertaraf etmesi veya zayıflatması beklenmiyor. Bölgedeki ülkeler, İsrail ile kurdukları ilişkileri, bölgesel bir güvenlik şemsiyesinden ziyade pragmatik bir “ihtiyaç ortaklığı” olarak tanımlıyor. Bu süreçte dikkatler, Putin’den gelen kritik hamleler ve küresel güçlerin Orta Doğu’daki pozisyonlarına çevrilmiş durumda.
Sonuç olarak Netanyahu, Abu Dabi’yi Suudi Arabistan’a açılan bir kapı olarak kullanmak istese de, Arap başkentleri 7 Ekim süreci ve İsrail’in iç siyasi kaosu nedeniyle daha temkinli davranıyor. İsrail’in Yemen planı, masada kalmaya devam edecek olsa da, bölgedeki aktörlerin önceliği artık kendi aralarındaki savunma anlaşmalarını tahkim etmek.



